“Veri merkezi iklimlendirmesi, tam anlamıyla profesyonellerin işidir”

27 Temmuz 2017 Dergi: Temmuz-2017

DencoHappel Satış Müdürü Yaman Aktuyun

Yakın zamanda bir yatırım firması olan Triton tarafından satın alınan ve son olarak Fläkt Woods şiketi ile birleşme sağlayan DencoHappel, yeni yapılanması ile sektörde oldukça iddialı. Yer aldığı projeler ile oldukça dikkat çeken şirketin Satış Müdürü Yaman Aktuyun ile DencoHappel’in geçirdiği yeni yapılanma süreci, üretim teknolojileri ve özellikle veri merkezi havalandırması konularında konuştuk…

Yeni yapılanma ile hedef, Avrupa’nın yeni pazar liderini yaratmak

Dr. Otto Happel tarafından 1920 yılında kurulan DencoHappel, günümüzde FläktGroup bünyesinde 65 ülkede ve 3 bin 700 çalışanı ile hizmet veriyor. Isıtma, soğutma, havalandırma ve filtreleme alanlarında yenilikçi, özgün, çevre dostu tasarımları ve geniş ürün yelpazesi ile sektör lideri konumundaki DencoHappel’in merkezi Almanya, Herne’dedir. GEA Group’un stratejik yeniden düzenlenmesi sırasında, tüm hava şartlandırma segmentinin Avrupa merkezli holding şirketi Triton’a devredilmesinin ardından DencoHappel 2014’ten bu yana, Triton Ortaklığının bir parçası konumundadır. Triton, başta Avrupa merkezli olmak üzere sektöründe öncü orta ölçekli firmaları bünyesine katarak büyümesini ve gelişimini destekleyen bir ortaklık şirketidir. Halihazırda toplam 13,5 milyar euro ciroya sahip ve 60 binin üzerinde kişiye iş istihdamı sağlayan 29 şirketi bünyesinde bulunduruyor. İklimlendirme segmenti, 2015 yılının ortalarından itibaren “DencoHappel” markası altında üretim yapıyor. DencoHappel asırlık geçmişe sahip iki ana ürün hattı Denco® ve Happel®’i aynı daire içine alarak bu saygın iki markanın itibarını taze bir nefesle sürdürüyor.

DencoHappel Klima Sanayi A.Ş. (eski adıyla Gea Isısan) 2006 yılında grup bünyesine katılarak İstanbul, Hadımköy’de bulunan klima santrali fabrikası ve satış ofisleriyle yurtiçinde ve yurtdışında hizmetlerine devam ediyor. Uzun yılların birikimi olan üstün yapım yöntemi bilgisi (know-how) ile sistem ihtiyaçları için en faydalı, en doğru ve en ekonomik ürünleri sunmayı kendine hedef edinen tecrübeli mühendisleriyle, en kritik ve en hassas konularda özel proje çözümleri geliştiriyor. Triton yatırım şirketi, 13 Ekim 2016 tarihinde Fläkt Woods’u da satın aldı, böylece birleşen iki şirket FäktGroup adı altında güçlü bir ürün portföyü ile faaliyet göstermeye başladı. Bu birleşme Avrupa’nın en büyük klima santrali üretim tesisinin ortaya çıkmasını sağladı. Fläkt Woods ve DencoHappel birleşmesi, her iki şirketin tarihi açısından önemli bir kilometre taşı olarak görülüyor ve enerji tasarruflu hava teknolojisi çözümleri alanlarında müşterilerine gelişmiş hava konforu ve refahı için en yüksek kalite standartlarında hizmet verecek olan Avrupa’nın yeni pazar liderini yaratma konusunda bir başlangıç olarak değerlendiriliyor.

Türkiye’deki fabrikamızda, Avrupa ile aynı yöntem ve malzeme kalitesi ile üretim yapıyoruz

Klima santralleri, fancoil cihazları, soğutma grupları, data centerlarda kullanılan hassas klima cihazları, endüstride yoğun olarak kullanılan apareyler, çatı fanları gibi ürünler ürün grubumuzda vardı. Fläkt Woods’un ürün gamında ise hava yönlendirme, hava dağıtma ve hava şartlandırma ürünleri var. Woods zaten Fläkt ile birleşmeden önce de fan üretimi yapıyordu, aynı üretim bugün hâlâ devam ediyor. Gerçekleşen satınalmalar ve birleşmeler sonucunda tüm bu ürün gruplarını tek elden tedarik edebiliyor durumda olacağız. Dünya üzerinde toplam 17 fabrikamız var ve bunlardan biri Türkiye’de. Hadımköy’de yer alan fabrikamız yaklaşık 3 bin m2. Türkiye fabrikamızda klima santrali üretimi yapıyoruz. Ülkemizde klima santrali üreten çok değerli markalar var ama bizi rakiplerimizden ayıran en büyük fark, Avrupa know-how’ı (yapım yöntemi bilgisi) ile bu işi yapan tek firma olmamız. Neredeyse yüz yıllık bilgi birikimimiz var. Ürünlerimiz, Avrupa’daki fabrikalarımızla aynı yöntem ve malzeme kalitesi ile üretiliyor. Türkiye pazarına farklı ürünler sunuyoruz. Bu anlamda pazarı yönlendirebilen bir yapımız var diyebilirim. Örneğin rotorlu/döner tekerlekli ısı geri kazanım sistemlerini ilk olarak Türkiye pazarına getirip sunanlardan biri biziz. Yeni ürünleri pazara sunarken özellikle bire bir görüşmelerin önemli olduğunu düşünüyoruz. Ürünlerimizi yatırımcılara, projecilere, ana yüklenici firmalara yüz yüze görüşmelerle anlatmayı tercih ediyoruz. Eskiden sistemler önce yurtdışında üretilir, kullanılır, ancak belli bir süre sonra ülkemize gelebilirdi. Bugün internetin etkisiyle her yeni ürün anında tüm dünya tarafından görülebiliyor, incelenebiliyor, sertifikasyonlarına, teknik detaylarına ilgilenen herkes anında ulaşabiliyor. Bu bizler için de büyük kolaylık sağlıyor. Referans olarak gösterdiğimiz her ürün, anında müşterilerimizce incelenebiliyor ve ikna süreci böylece çok daha kısalmış oluyor.

Veri merkezlerinde kullanılan cihazların verimi ve kalitesi çok önemli

Veri merkezlerinin (data center) havalandırılması da bizim profesyonelleştiğimiz alanlardan biri. Veri merkezlerinin havalandırılması, sıradan bir binanın havalandırılması ile aynı değil. Çok daha hassas bir iş. Önceki yıllara kıyasla veri merkezlerinde kullanılan cihazların değiştiği çok açık. Önceden daha küçük hacimli veri merkezleri kuruluyordu, doğal olarak cihazlar da daha küçük hacimli ve yeterliydi. Günümüzde ise veri merkezi binaları ciddi anlamda büyüdü. Hatta binalar doğrudan veri depolama alanı olarak kullanılmak için yapılmaya başladı. Öyle ki binada çalışan az sayıda kişi için küçük ofisler ayrılıp binanın geri kalan kısmı tamamen sunuculara (server) ayrılmaya başladı. Doğal olarak da cihaz kapasiteleri artmak zorunda kaldı. İşin bir diğer boyutu da şu; veri merkezi kiralama da artık ülkemizde ciddi bir iş kolu. Dolayısıyla bir de bu işi yapan şirketler arasında rekabet var. Yani olabildiğince işletme maliyetlerini düşürmek zorundalar ki müşterilerine avantajlı fiyat sunabilsinler. Tam da bu noktada veri merkezi soğutması için kullanılan cihazların verimi daha da önem kazanıyor. Artık veri merkezlerinde hassas klima cihazlarının ötesinde yeni sistem klima cihazları kullanılmaya başladı. Bunlar, yapısında daha yüksek verimli ısı geri kazanım sistemleri barındıran ve hatta adyabatik soğutma sistemlerinin de kullanıldığı büyük klima santralleri halini almaya başladı. Bu da tabii pazarın akışını, seyrini değiştirmeye ve bu kulvarda yarışan markaları etkilemeye başladı. Data centerlar için kullanılan cihazlarda iki kritik nokta var; biri tasarım diğeri ise otomasyon. Biz her iki noktada da profesyonel olduğumuzdan pazarın ihtiyaçlarına cevap verebilmemiz çok daha kolay oluyor. Data centerların soğutulması ile normal bir binanın soğutulması aynı değil. Veri merkezlerinde cihazın sadece kaliteli olması yetmiyor; sürdürülebilirlik de hayati önem taşıyor. Ofis binasında soğutma arızalanırsa camı açıp bir süre idare edebilirsiniz. Data centerda soğutma kesildiğinde veri kayıpları oluşuyor, cihazların işlem hızları düşüyor. Dolayısıyla data centerlarda sistemin üç dakika durması bile tahammül edilebilecek bir durum değil. Cihazlar mutlaka yedekli yapılıyor ama yine de soğutma onlar için büyük önem taşıyor. Çünkü cihazlardan biri arızalandığında yedeği ile devam ediyorlar ama bu aynı zamanda artık bir soğutucu yedeğinin olmaması demek. Bu nedenle soğutmayı sağlayacak firmaya güvenmek, data centerler için çok elzem bir durum. Kaliteli cihaz, hızlı ve güvenilir servis, yedek parçanın hemen tedarik edilmesi onlar için çok önemli. İşin bu kısmında rakiplerimizden ayrılıyoruz çünkü bu konuda profesyoneliz. Veri merkezlerinin soğutulması söz konusu olduğunda sıfırdan yapılan binalarda yeni sistemleri kurmak çok daha kolay oluyor. Ama renovasyon projeleri için aynı şeyi söylemek pek mümkün değil. Yenilenen projelerde eski sistem olduğu gibi devam ediyor. Çünkü data centerlar için kullandığımız cihazların yapıları değişti. Bina dışına bahçeye, çatıya konulmaya başladı. Dolayısıyla bina buna uygun yapılmadığında bu cihazları mevcut binaya uygulamak zor. Eskiden veri merkezlerinde bir cihazın yedek olarak tutulup stand by konumunda çalışması söz konusuydu; artık değil. Şimdi tüm cihazlar kullanılıyor; bekleme konumundaki cihaz da çalıştığından hiçbir cihaz pik yükte çalışmıyor. Sadece cihazlardan biri arızalanırsa diğerleri daha fazla kapasitede çalışıyor. Böylece tüm cihazlara daha az yük bindiriliyor ve hem cihaz ömrü uzuyor hem de enerji sarfiyatları azalıyor. Yeni sistemlerde önce dış havanın soğukluğu ile içerisi soğutuluyor. Dış hava ılınmaya başladığı zaman, dış hava adyabatik olarak soğutulup soğutulan dış hava ile içerisi soğutuluyor. Her ikisinin de yetmediği çok sıcak zamanlarda, mekanik soğutma yapılıyor. Eğer dışarısı soğuksa ve yaş termometre sıcaklıkları da düşükse, mekanik soğutmaya hiç ihtiyaç kalmıyor. Böylece ciddi anlamda enerji tasarrufu yapılıyor.

Veri merkezlerinde makine mühendisleri de istihdam edilmeli

Data centerlarda elbette bilinçli kullanıcılar var ama bir konunun eksik olduğunu düşünüyorum. Veri merkezi çalışanları doğal olarak genelde elektrik elektronik mühendislerinden seçilmiş ama data centerların büyümesi ile birlikte soğutma sistemleri de büyümeye başladı. Dolayısıyla bir makine mühendisinin de istihdam edilmesi gerektiğine inanıyorum. İşin içinde olmalarından ötürü elektrik elektronik mühendisleri de zaman içinde soğutma sistemleri hakkında tecrübe sahibi olmuşlar ama bu birebir onların konusu değil. Sistemler büyüdüğünde data centerlarda ciddi anlamda makine mühendisi eksiği olduğu göze batmaya başladı. Biz cihazlarla ilgili detayları anlatırken makine mühendisleriyle muhatap olsak, tam anlamıyla aynı dili konuşmuş olacağız.

Bakım çok önemli

Servis hızı açısından firmaların talepleri çok farklı olabiliyor. 24 saat içinde de 6 saat içinde de müdahale edilmesi istenebiliyor. Söz konusu veri merkezleri olunca sadece hızınız yetmez, aynı zamanda arızalanması risk oluşturacak parçaları da daima stoğunuzda tutmanız gerekiyor. Hatta bazı kritik ekipmanları bina içinde tuttuğumuz uygulamalar bile var. Çünkü bu ekipmanların tedariği için depoya gidip geri dönmek de zaman kaybettiriyor ve bazı durumlarda bu kadarlık zaman kaybı bile çok ciddi hasarlara sebep olabiliyor. Kullanıldıkları alan bu derece hassas olunca ekipmanlar da elbette olabildiğince uzun ömürlü ve kaliteli seçiliyor ama neticede hepsi insan yapımıdır ve arızalanma riskleri vardır. Bu noktada bakım çok önemlidir. Bu konuda veri merkezleri çalışanları oldukça bilinçlidir ve bakım sözleşmesi teklifi bizden gitmeden talep onlardan gelir. Ama diğer ürünlerde bu kadar bilinçli müşteri ile karşı karşıya olduğumuz söylenemez ne yazık ki… Bazı işletmeler düzenli bakımı ekstra maliyet olarak değerlendirebiliyor. Cihaz ömrü göz önüne alındığı zaman bakımların işletme için büyük gider olmadığını, hatta kazanç olduğunu anlatmaya çalışıyoruz. Senelik masrafları var tabii ama örneğin 15 yıl çalışacak bir cihazın ömrü doğru bakım sayesinde 20 yıla çıkabilir. Cihaz maliyeti ile bakım maliyeti arasında birbiriyle kıyaslanamayacak uçurum var. Bu açıdan bakıldığında düzenli bakım çok daha ekonomik.

Standart paket yazılım almak yerine kendi oluşturduğumuz yazılımı kullanıyoruz

Satış sonrası hizmetler alanında elimizi mümkün olduğunca güçlü tutmaya çalışıyoruz. Kendi bünyemizde bir teknik servis departmanımız var. Çünkü FläktGroup olarak kendi yazılımlarımızı üretiyoruz ve bu yazılımlara dışarıdan müdahale yerine kendimiz müdahale etmeyi daha sağlıklı buluyoruz. Paket yazılımlar genel amaçla üretilmiştir. Biraz daha detaya girmek ve cihazı daha verimli çalıştırmak istiyorsanız daha ince ayara ihtiyacınız var. Bunun için standart paket yazılım almak yerine kendi oluşturduğumuz yazılımı kullanıyoruz. Bu da yatırımcıya enerji tasarrufu sağlıyor. Uzun vadede tüketicimizin kazancı için kendi üretimlerimizde de yatırımlar yapıyoruz. Son kullanıcı ya da yatırımcı, ürünü sadece fiyatına göre değil, getirilerine göre değerlendirmeli. Ürünün ömrüne, yıllık enerji sarfiyatına veya kendisine sunacağı enerji tasarrufuna, servis hizmetine, yedek parça tedarikine bakmalı.

Veri merkezlerinin belli bölgelerde toplanması, enerji tasarrufu açısından avantaj sunabilir

Bugünün teknolojisiyle bir data center, istenilen her yere kurulabilir. Çünkü veriyi aktarmak için data centerın yakınınızda olması gerekmiyor. Veriye her yerden ulaşılabiliyor. Türkiye’de bir firmanın sunucusu Hindistan’da olabiliyor, kişi oradan rahatlıkla hizmet alabiliyor. Adyabatik soğutma sistemlerinde sadece havanın kuru termometre sıcaklığı değil, yaş termometre sıcaklığı da önemli. Bu nedenle bir veri merkezinin kurulacağı yerde işletme giderleri açısından sadece soğuk değil, kuru olan yerler çok daha avantajlı bölgeler olmaya başlıyor. Veri merkezleri her yere kurulabilir ancak ortamın hem serin hem kuru olması avantaj sağlar.

Ayrıca İngiltere’de hükûmet veri merkezleri için organize sanayi bölgesi gibi bir bölge ayırdı, o bölgeye pek çok imkân sunuldu. Artık pek çok firma veri merkezi yatırımlarını o bölgede yapacak. Aynı şekilde Hollanda’da da veri merkezleri için hükûmet tarafından belli bir bölgenin ayrılması planlanıyor. Bunun sebebi, elektrik sarfiyatının kontrol altına alınması ve ihtiyaç duyulacak hizmetlerin daha rahat sağlanabilmesi. Türkiye’de de bu uygulanabilir.

Büyük projelerde imzamız bulunuyor

Türkiye’de iki önemli veri merkezi projesinde bulunduk. Bunlardan biri bir banka projesiydi. Bu proje, onların yeni cihazlara adım atması ve bu işin yolunu açması açısından çok güzel bir adımdı. Akabinde de Ankara’da KKB’de (Kredi Kayıt Bürosu) yer aldık. KKB, on bankanın ortak kuruluşu olup ortak bir noktada kişiye kredi verilip verilmeyeceğinin kararını veriyor. Dolayısıyla verilerini güvenli tutmaları onlar için çok önemli. Bu tesiste de benzer teknoloji cihazlarımız kullanıldı.

Havalandırma, hava şartlandırma, soğutma konularında sadece veri merkezleriyle değil örneğin beş yıldızlı veya zincir otellerle, A sınıfı hastanelerle çalışıyoruz. Veri merkezleri dışında güncel referanslarımız arasında Emaar yer alıyor, proje hâlâ devam ediyor. Emaar bilindiği gibi hem AVM hem rezidans hem otel şeklinde bir proje. Bu projede hem klima santrallerimizle hem de fan coil cihazlarımızla yer aldık. Klima santrali projelerinde iş malzeme satışının bir adım daha ötesine gidiyor. İşin taahhüdüne bile dokunuyorsunuz. Çünkü yatırımcı ve projeci işinin kalitesinin yüksek olmasını istiyor ve dolayısıyla işi bilen kişiden yani bizden destek bekliyor. Çünkü klima santralleri çok büyük cihazlar ve bir kere kurulduğunda üzerinde oynama yapabilmek mümkün değil. Dolayısıyla işin en başında iyi planlamak gerekiyor. Cihazın çok iyi olması önemli ama cihazın ömrü ve aynı verimliliğini taşıyabilmesi için o cihazın aynı özenle aynı kaliteyle montajının ve devreye alınmasının da yapılması gerekiyor. Burada da iş bize düşüyor ve işin bu tarafında bulunmayı seviyor, özellikle istiyoruz ki iş doğru yürüsün. Bu bizim için önemli. Kaliteli bir ürün veriyorsanız işin en son noktasının da çok kaliteli olması gerekiyor ki aynı memnuniyeti mal sahibi de yaşasın. İmza attığımız bir diğer önemli proje de Ankara’da yer alan Türkiye Müteahhitler Birliği binası. LEED sertifikalı ve çok özenli yapılmış bu binanın tüm mekanik cihazlarını biz verdik. Çok büyük bir bina değil ama Türkiye’deki bütün müteaahhitlerin ana merkezi olması sebebi ile bizim için çok önemli ve prestijli bir proje.

Her sene hem adet hem ciro bazında büyümeyi amaçlıyoruz

Türkiye üzerinden yurtdışına ürün satışımız da var. Almanya’daki fabrikayla aynı ürünü ürettiğimiz için bütün DencoHappel satış firmalarına Türkiye’den satış yapabiliriz fakat klima santralinde şöyle bir dezavantajınız var; klima santralleri büyük ve nakliyesi çok tutan cihazlar. Dolayısıyla daha çok bize yakın olan veya deniz yolu ile sevkiyat yapabileceğimiz Avrupa ülkelerine, Rusya, Türki Cumhuriyetler ve Arap yarımadasına ürün satışımız oluyor.

Bu sene Türkiye için soru işaretinin bol olduğu bir sene. Bilhassa özel yatırımlar rölantide gidiyor. Devlet teşvikli projeler ve yatırımlar daha hızlı bir seyir halinde. Hedefimiz her sene klima santrali, fancoil, veri merkezi pazarında büyüyebilmek ve bu pazarlardan daha fazla pay almak. Ağırlıklı olarak A sınıfı projelerin içinde yer alıyoruz ve her sene hem adet hem ciro bazında büyümeyi amaçlıyoruz.



Söyleşi