Eren Kalafat: “Sismik keşif özetlerinde haksız rekabeti önleyebiliriz… Ve önlemeliyiz”

31 Eki 2018

Ulus Yapı Yönetim Kurulu Başkanı Eren Kalafat

Ulus Yapı Yönetim Kurulu Başkanı Eren Kalafat

Dergimize verdiği bir önceki röportajında “Tesisat sektörü sismik korumayı öğrendi” diyen Ulus Yapı Yönetim Kurulu Başkanı Eren Kalafat, bu röportajında ise bunun çok iyi bir gelişme olduğunu, artık sadece uluslararası müşavirlerin rol aldığı büyük projelerde değil, küçüğünden büyüğüne hemen her projede tesisatların sismik korumasına yer verildiğini ancak bunun yeterli olmadığını söylüyor. Sektörde büyük bir haksız rekabet ortamının baş gösterdiğini belirten Kalafat, “Bunun sebebi, sismik korumayla ilgili mühendislik hizmetlerinin hâlâ sadece malzeme satıcılarından alınıyor olması” diyor ve tesisat sektöründen mal ve hizmet alan yatırımcılara, ana müteahhitlere ve tesisat yüklenicilerine sesleniyor…

Tesisatlarda sismik koruma alanında mühendislik hizmetinin bağımsız çözülmesi gerekiyor

Hatırlarsanız, bir önceki röportaj başlığım şöyleydi: “Tesisat sektörü sismik korumayı öğrendi”. Aslında bu ifade maalesef kısmen doğru. Eskiden sismik koruma deyince “O nedir?” sorusuyla karşılaşıyorduk. Dolayısıyla sismik koruma, sadece uluslararası müşavirlerin yer aldığı büyük projelerde söz konusu oluyordu. O anlamda bu ifade yerini buldu ve bu konudaki farkındalık artık tamamlandı. Evet, Türkiye’de tesisat sektörü sismik korumanın ne olduğunu ve neden gerekli olduğunu artık biliyor. Bu çok iyi bir gelişme, çünkü artık sadece uluslararası müşavirlerin rol aldığı büyük projelerde değil, küçüğünden büyüğüne hemen her projede tesisatların sismik korumasına yer veriliyor. Ancak maalesef bu yeterli değil. Hatta biraz da bu yüzden sektörde büyük bir haksız rekabet ortamı baş gösterdi. Bunun sebebi ise sismik korumayla ilgili mühendislik hizmetlerinin hâlâ sadece malzeme satıcılarından alınıyor olması. Sismik koruma kendi içinde niş bir konu ve bu konunun asıl omurgası mühendisliği, malzemesi değil. İşte burada Türkiye çok büyük bir kuyuya düştü. Bu konunun mühendisliğini hâlâ sadece malzeme satıcıları veriyor. Daha doğrusu sektör öyle sanıyor ve sadece onlardan talep ediyor. Aslında inşaat sektörü genelinde tesisatlar gibi yapısal-olmayan bileşenlerin de deprem hesaplarını yapan ciddi mühendislik firmaları var. Ancak yapısal deprem mühendisliği sektörünün büyüklüğü ve yoğunluğu sebebiyle bu firmalar, yapısal-olmayan konularda pazarlama faaliyetleri göstermiyor, sadece kendilerine bir talep gelirse ilgileniyorlar. Dolayısıyla onlarla bizim tesisat sektörü tanışmıyor. Bu durumda tesisat sektörü hep malzeme satıcısına gidiyor, keşif özeti ve mühendislik hizmeti bekliyor. İşte orada işler sarpa sarıyor. Çünkü maalesef tabiatı gereği, malzeme satan biri daha çok malzeme satmak ister ve bu kişi proje yapıyorsa, hele hele keşif özeti hazırlıyorsa, bu kişiden alınacak mühendislik ve keşif özeti hizmeti aslında güvenilir değildir. Bu noktada akıllara şu soru gelmeli: “Ulus Yapı ne yaptı bunca yıl?”

Bu soruyu insanlar bana sormadan ben cevabını verirdim. Çünkü Eren Kalafat olarak mühendis kimliğimi, sahibi olduğum Ulus Yapı şirketinin ticari kimliğinden çok iyi ayırabildiğime inanıyorum. Eren Kalafat olarak bu konudaki yazılarım, konuşmalarım, verdiğim seminerler hep bu işin “doğru mühendisliği” üzerinedir, malzemesi üzerine değil. Bu konuda eleştiri aldığım bile oldu. Hiç unutmam konuşmacı olarak katıldığım bir seminerde bir kişi “Ulus Yapı’dan neden hiç bahsetmiyorsunuz?” diye sormuştu. Ben de o sahnede makine mühendisi, sismik mühendisliği alanında kendini geliştirmeye çalışan ve bu konuda öğrendiklerini paylaşan Eren Kalafat olarak bulunduğumu, malzeme satıcısı olarak bulunmadığımı söylemiştim. Bu sayede ben Ulus Yapı’yı bu haksız rekabete sebep olmayacak bir firma olarak yürütmeyi başardığıma inanıyorum. Ama artık sadece Ulus Yapı yok, artık başkaları da var. Herkes için aynı şeyi söyleyemeyeceğim maalesef. Dolayısıyla şu an için sektörde muazzam bir haksız rekabet ortamı var. Sebebi de tesisatlarda sismik koruma dediğimiz konunun mühendislik tarafının bağımsız çözülemiyor olması. Bu durum artık Türkiye’de kanayan bir yaraya dönüştü. Benim tesisat sektöründen mal ve hizmet alan yatırımcılara, ana müteahhitlere ve tesisat yüklenicilerine naçizane önerim, sismik koruma için ihtiyaç duydukları mühendislik hizmeti için inşaat sektörü genelinde tesisatlar gibi yapısal-olmayan bileşenlerin deprem hesaplarını da yapan mühendislik firmalarından hizmet almayı tercih etmeleri. Çünkü bu sayede bir malzeme satıcısının daha çok malzeme satmaya yönelik manipülatif mühendislik çalışmalarının kurbanı olmayacaklar. Bu firmalardan bazılarına DİD (Deprem İzolasyon Derneği) kanalıyla ulaşılması mümkün. DİD’in web sitesinde yer alan üyelerden bu konu hakkında bilgi alınabilir.

aSET yazılımı ile mühendislik açısından heyecan verici bir süreç bizi bekliyor

Ulus Yapı olarak, mesleğe hizmet konusuna her zaman öncülük ettik ve yine bu konuda bir öncülük yapıyoruz. Acrefine’ın bir sismik mühendislik yazılımı olan aSET (Acrefine Seismic Engineering Tool) adlı programı Türkçeleştirdik. Türkiye’de sektöre açarak programdan sektörün faydalanmasını istiyoruz.

Genelde mekanik veya elektrik taahhüt firmaları bir ihaleye girerken keşif özeti çıkarmak zorunda kalıyorlar ama iş sismiğe gelince hemen bir sismikçiden yardım istiyorlar. Yardım istemelerine gerek yok, yazılımı kullanarak bunu gerçekleştirebilirler, çünkü yazılımın kullanımı son derece kolay. Bu yazılımı kullanmak için mühendis olmak dahi gerekmiyor, keşif özeti okuyabilen herkes aSET yazılımını kullanabilir. aSET kaç metretül boru, kaç metrekare kanal, kaç adet ekipman olduğu ve bunların kapasite bilgilerini kullanarak yüzde 90 mertebelerinde başarıyla keşif özetini çıkarabiliyor.

Güzel olan şey şu, bu yazılımın sonuç çıktısı excel formatında ve ürünlerin sadece modellerini değil kapasitelerini de gösteriyor. Biz bu yazılımla aslında sektöre büyük bir hizmet veriyoruz. Alarko’nun Carrier HAP yazılımı gibi düşünün, bu yazılımı herkes kullanıyor. aSET yazılımı da aynı şekilde keşif özeti okuyabilen herkes tarafından kullanılabilecek. Online formatta çalışan ve ücretsiz bir yazılım.

Olması gereken neyse o olmalı, kimse bu işi manipülasyona dönüştürmemeli. Ulus Yapı olarak, bu yazılımın eğitimlerini de vereceğiz. MMO, TTMD, DİD gibi çeşitli meslek örgütleri kanalıyla bu eğitimleri gerçekleştirmeyi düşünüyoruz. Önümüzde mühendislik açısından heyecan verici bir süreç bizi bekliyor.

Ulus Yapı’daki yenilikler

Bilindiği üzere Ulus Yapı olarak, yurtiçinde e-ticaret dışında doğrudan satışı bıraktık. Bunun yerine az sayıda, kendi alanında uzman bayilerimiz ile yolumuza devam ediyoruz. Konumuz zaten uzman bayilik gerektiren bir konu ve standart bir tesisat malzemesi satmadığımız ve ana işimiz sismik, akustik, titreşim olduğu için bir sürü sayıda bayinin bu işi yapmasına ne gerek var ne de imkân var. Az sayıda bayinin kendi alanlarında ve bölgelerinde bu işi sürdürmeleri üzerine kurulu bir yapıya gittik. Bir yandan da geleceğin alanı olduğu için bir e-ticaret sitesi kurduk: sismikmarket.com. Bu site bir online mağaza gibi faaliyet gösteriyor. Çünkü büyük projeli alımlar için genellikle kimse kredi kartıyla çok yüklü alımlar gerçekleştiremiyor, belli bir miktarın üzerinde kredi kartlarının limiti olmadığı için ya da geleneksel şekilde çekle çalışmak isteyenler, bayilere yöneliyor. E-ticaret sitesi üzerinde DBS (Doğrudan Borçlandırma Sistemi) hesabı açarak yüklü alımlar yapan müşterilerimiz de var tabii. Doğrudan satış yapmıyoruz demek, artık sadece ufak tefek perakende satış yapıyoruz anlamına gelmiyor. Ulus Yapı e-ticaret dışında doğrudan satış yapmıyor.

Ulus Yapı olarak yurtdışı faaliyetlerimizi de artırdık. Ayrıca İngiltere’deki partnerlerimiz Gripple ve Acrefine ile global faaliyette bulunduğumuz için sadece Ortadoğu ve Kuzey Afrika (MENA) gibi bölgelerle sınırlı kalmıyoruz. Örneğin Suudi Arabistan’da Granada Mall adlı projede, Moskova’daki Mercedes Fabrikası projesinde yer aldık. Yakın zamanda, İngiltere üzerinden içinde bulunduğumuz ciddi işlerden biri, Japon müteahhitlik firması Kurihara tarafından Singapur’da yapılan Nanyang Teknoloji Üniversitesi. Aynı firmaya Maldivler’de bir resort, Hong Kong’da çok büyük bir AVM gibi projelerde de hizmet verdik. Bir Türk firmanın Türkiye’de ürettiği ürünleri, İngiltere üzerinden Singapur ve Maldivler’deki projelerde kullanıldı. Tek bir işte kaç tane ülkenin buluştuğunu şu şekilde özetleyebilirim; bir Japon firmanın Singapur ofisi, Amerika’daki fuarda, İngiliz Acrefine ile tanışıyor. İngiliz Acrefine’a sipariş veriyor. Acrefine bu ürünü Türkiye’de ürettiriyor. Ürünler müşterinin Maldivler’deki projesine sevk ediliyor. Toplam 6 farklı ülke ve kültür bir proje için bir araya geliyor. İşte bu küreselleşmeye çok güzel bir örnek. Ülkemizde ise Üçüncü Havalimanı, Rönesans ve YDA’nın şehir hastaneleri gibi büyük yatırımlı projelerin yanı sıra teknolojik açıdan Türkiye’nin önde gelen bankalarının data center projelerinin sismik uygulaması Ulus Yapı tarafından yapılıyor. Ulus Yapı olarak biraz daha bu tarz işlere yöneliyoruz.

Yurtiçinde ise bayilerimize işleri teslim ediyoruz. Burada bir konunun altını çizmek isterim. Bu bayiler, daha ziyade işin müşteri tarafını yönetiyor. Ancak bu işin arkasında çok ciddi bir mühendislik var. Ulus Yapı o mühendislik hizmetini vermeye devam ediyor. Hiçbir bayimizi yalnız bırakmıyoruz. Mühendisliğini geliştirmek isteyen bayilerimize destek veriyoruz elbette ama onlara “Kendi başının çaresine bak” demiyoruz ve onlardan asla böyle bir beklentimiz yok. Çünkü Ulus Yapı, güçlü mühendislik ekibini daha da güçlendirerek tüm dünyada faaliyet gösterdiği için, Türkiye’de de pekâlâ bu mühendislik ekibi ile bayilerimizin de ihtiyaç duyabileceği mühendislik desteğini veriyoruz. Ayrıca Ulus Yapı’nın çok ciddi bir stok ve üretim gücü var. İkisi bir arada olduğu için herhangi bir bayinin bundan faydalanmaması söz konusu değil. Dolayısıyla işin lojistiğini de Ulus Yapı yönetiyor. Yani mühendislik, lojistik ve bir yere kadar finans yükünü de üstlenerek bayilerimizle çok güzel bir sinerji yaratıyoruz. Özetle Ulus Yapı, sahne arkasından ekibi yönetmeye devam ediyor.

Tüm bunların yanında Ulus Yapı olarak Türkiye’de Acrefine’ın sismik dışındaki tesisat askı ve bağlantı ürünlerine, yani Acrefine Fixing’e de giriş yaptığımızı belirtmekte fayda var. Acrefine Fixing’de UL listeli / FM onaylı yangın kelepçeleri ve profil mengeneleri gibi ürünlerin yanı sıra geleneksel boru kelepçeleri ve perfore profiller gibi ürünler de mevcut. Acrefine Fixing’e giriş yapmamızın sebebini şu şekilde özetleyebilirim: Ulus Yapı bir mühendislik firması ve malzeme her zaman bizim için ikinci planda yer alıyor. Ancak bir önceki röportajımda tesisat sektörünün sismik korumayı öğrendiğini söylemiştim, evet artık her yerde sismik var, pazar büyüdü. Pazar büyüyünce o niş ruh ister istemez biraz daha genişleme eğilimine girdi. Öyle olunca “standart ürünlerle bir paket” sunmak, ciddi önem kazanmaya başladı. Önceleri bu standart paket konusu ile değil, sadece o paketin özel tarafıyla ilgileniyorduk. Örneğin Ulus Yapı olarak senelerce dübel satmadık, ancak paket önemli olunca ve zaman içerisinde firmalarla ilişkiler güçlenmeye başlayınca örneğin DeWalt ile güçlü bir ilişkimiz oldu. Bu ilişkinin içinde Ulus Yapı olarak Türkiye’de DeWalt’in sismik sertifikalı klipsli dübelini konteynerler bazında stoklayan ve hem e-ticaret üzerinden hem de bayiler kanalıyla satan tek firma olduk. Sertifikalı askı ürünlerine de giriş yaptık ve Ulus Yapı olarak artık paket sunuyoruz. Ayrıca mevcut markalarımızdan yeni ve çarpıcı ürünler de yakın zamanda ürün gamımıza eklenecek.