Standart Pompa ve Makina Sanayi Tic. A.Ş. Ar-Ge Müdürü E.Cezmi Nurşen: 'Yanlış pompa yoktur, yanlış tasarlanmış tesisat vardır'

21 Aralık 2012 Dergi: Aralık-2012
Suyun olduğu her yerde pompaya da ihtiyaç vardır

Standart Pompa 1957’de yüzde yüz yerli sermaye ile kurulmuş, yarım asrı devirmiş bir firma. 1970 yılından bu yana çok hızlı bir büyüme kaydettik. 2002 yılında ise Ümraniye’deki tesisimize taşındık. Üretim tesisimiz yaklaşık 25.000 m2 büyüklüğünde kapalı alana sahip. İdari binamız ise üretim tesisimizin hemen yanında ve yaklaşık 5000 m2 büyüklüğünde. Müşterilerimize 55 seneden beri santrifüj pompa konusunda hizmet veriyoruz. Zirai sulama, su temini ve ikmali, santrifüj pompaların hitap ettiği başlıca uygulama alanlarıdır. Dolayısıyla su ile ilgili olan her yerde biz de varız. Ayrıca endüstriye yönelik olarak; petrol, kimyasal, boya, tekstil, enerji santralleri, madencilik, gemicilik gibi özel uygulamalar da var. Bu alanlara uygun pompaları da üretiyoruz. Bina teknolojilerini de unutmamak gerek. İster bir gökdelen, ister küçük bir villa olsun; çeşmeden su akmasını istiyorsanız, pompa olmazsa olmaz bir koşul. Dolayısıyla pompa hayatımızın her yerinde var. Biz de Standart Pompa olarak, her yerde olmaya çalışıyoruz. Bu alanda yoğunlaşarak ürün gamımızı genişletiyoruz. Standart Pompa’da birbirinden tamamen farklı 50 tip ürün var. Bu ürünlerin her birinden farklı ebatlarda olmak üzere, yaklaşık 1000 çeşit ürün grubu var. 
Debi olarak maksimum 6000 metreküp saat, basma yüksekliğinde ise 70 bar mertebelerindeyiz. Güç olarak konuşacak olursak, 2 MW güç kapasitesine sahip ürünlerimiz mevcut. 

İyi bir ar-ge departmanı; hep daha iyisini üretebilmenizi sağlar 

Standart Pompa; üretimde kalite için yatırım yapan, hem kendisine hem müşterilerine hem de ülkesine katkıda bulunmayı amaç edinen ve ar-ge’ye çok önem veren bir şirket. Ar-ge departmanımızda makine yüksek mühendislerinden, teknik ressamlardan oluşan, konusunda uzman bir ekip çalışıyor. Sadece pompa üzerine kafa yoran, yüksek lisansını pompa teknolojileri üzerine yapmış bir ekipten bahsediyorum. İyi bir ar-ge departmanınız olduğu zaman, yeni ve daha iyi ürünler üretebilmeniz de mümkün oluyor. Öncelikle piyasanın talebi sizi buraya doğru itiyor. Teknoloji değiştikçe uygulamalar da değişiyor; bunun sonucunda piyasa değişiyor. Müşterinin talebine göre ürünlerinizde birtakım modifikasyonlara gidiyorsunuz. Bu bir ar-ge aslında. İki farklı durum var: Biri elimizde bulunan ürünlerin geliştirilmesi, diğeri ise tamamen sıfırdan ürün yapma durumu. Müşteri size uygulamasını anlatırken, nasıl bir ürün istediğini dile getiriyor. Eğer istediği ürün sizde yoksa, o zaman sıfırdan bir ar-ge süreci başlamış oluyor. Ar-ge, sektörden sektöre değişiyor açıkçası. İlaç sektörüyle makina sektörünün ar-ge’si birbirinden farklıdır, NASA’nın ar-ge’si bambaşkadır. Ar-ge, son zamanlarda devlet teşviklerinden dolayı revaçta. Çoğu firma ar-ge’ye önem vermeye başladı. Ama şunu da unutmamak gerekir; bir firmada ar-ge yapıldığını söyleyebilmemiz için birkaç tane şart var: Birincisi, konusunda uzman insanların oluşturduğu bir ar-ge departmanının olması. Anlamadığınız bir konuda ar-ge yapamazsınız. O konuda hakikaten uzmanlaşmak lazım. Örneğin bazı görüşlere göre ar-ge departmanında doktoralı eleman çalıştırma zorunluluğu söz konusu. İkincisi ise üniversite ile sürekli işbirliği içinde olmak. Üniversite ile özel sektörün bir arada çalışması çok kolay değil elbette. Üniversitedeki değerli hocalarımızın ar-ge’ye bakış açısı ile özel sektördeki bir mühendisin ar-ge’ye bakış açısı farklıdır. Özel sektördeki ar-ge’nin hedefinde, ticari kaygı vardır ama üniversitede böyle bir durumdan söz edilemez. Özel sektörde artık çoğunlukla tüm firmalar ar-ge’ye birtakım yatırımlar yapıyor. Standart Pompa’da bu oran % 3 civarındadır. Yıllık ciromuzun % 3’ünü her sene ar-ge’ye yatırıyoruz. Şu konunun da özellikle altını çizmek istiyorum; iş geliştirmeye veya bir pazar araştırmasına da ar-ge denebiliyor. Ar-ge kavramını yanlış yerde kullanıyoruz. Bunlar ar-ge değildir. Evet, bir araştırma olabilir ama ar-ge; konusunda uzman kişilerin yaptığı, uzun ve zorlu bir süreçtir. Ar-ge kavramının içinde temel ve uygulamalı araştırma ve deneysel geliştirme vardır. Yani her araştırma, ar-ge değildir.

Bir ürünün yedek parçası, üründen daha pahalı olamaz

Standart Pompa olarak bazı sorumluluklarımız var. Ürünlerimizin sürekli arkasında durmamız, 55 senedir bu sektörde olmamızı sağlayan en temel unsur. Uzun süre bizimle çalışan müşterilerimiz, ürünlerimizin arkasında durduğumuzu biliyor. Onları hiçbir zaman yarı yolda bırakmadık. Bizim için en önemli konu bu. Ayrıca müşterilerimize birinci elden ulaşmak da bizim için büyük önem taşıyor. Dolayısıyla Türkiye içinde her ilde mutlaka bir bayimiz ve 100 civarında teknik servisimiz var. Herhangi bir arıza olduğu zaman, Türkiye için konuşuyorum, en geç 24 saatte oraya müdahale etmemiz gerektiğine inanıyoruz. Eğer oradaki teknik servisin çözebileceğinden daha ciddi bir sorun varsa, fabrikamızdan tekniker ya da mühendis arkadaşlarımızı oraya ulaştırarak sorunu çözüyoruz. Türkiye’deki bayi ve servis ağımız hakikaten çok güçlü. Türkiye’de pompa imalatı yapan ya da dışarıdan getiren yabancı şirketlere göre en büyük üstünlüğümüz; bayi-servis teşkilatımız ve yedek parça desteğimiz. Ülkemizde, yedek parça konusu da başlı başına bir sorun. Bu konuda çok anormal fiyatlar telaffuz edilebiliyor. Bir ürünün yedek parçası, üründen daha pahalı olamaz. Bu tip durumlar sektörümüzde sıkça yaşanıyor. Ama Standart Pompa’da böyle bir durum yaşanmaz. “Biz ürünü satalım da sonra nasıl olsa yedek parçadan kazanırım” mantığı yanlıştır. Bize göre doğru olan; müşteriye en kısa zamanda ulaşmak, servis hizmeti vermek ve yedek parçayı makul fiyatta sunmaktır.

Tesisatta sorun oluştuğu durumlarda, ‘kötü çocuk’ her zaman pompadır

Pompa, tesisatın kalbidir. İstediğiniz gibi tesisatı kurun, pompa olmadıktan sonra o tesisat işe yaramaz. Pompanın çalışmaması, üretimin durması demektir. Tesisatta bir sorun oluşursa ‘kötü çocuk’ maalesef hep pompa olarak gösterilir. Elbette pompada da sorun olabilir. Ama unutulmamalıdır ki; yanlış pompa yoktur, yanlış tasarlanmış tesisat vardır. İşini hakkıyla yapan hiçbir pompa üreticisi, bir projeye yanlış pompa vermez. Müşteri, istediği debi ve basınç ihtiyacını söyler. Siz de onun ihtiyaçlarını karşılayabilecek bir pompa önerirsiniz. Birçok yerden duyuyoruz; bazı kişiler “500 metreküp pompa istiyorum ama ileride ihtiyacım 1000 metreküpe de çıkabilir” diyorlar. Bu olmaz. 500 mü 1000 mi? İkisinden birinin seçilmesi gerek; çünkü bütün hesabınız bu değere göre şekillenir. Bu gibi yanlışları ancak eğitimlerle düzeltebiliriz. Sektörden değerli meslektaşlarım da eğitimler, seminerler düzenliyor, odaların gerçekleştirdiği eğitimlere katılıyoruz, belli sektörden müşterilerimizi çağırıp anlatmaya çalışıyoruz. Eğitim olmadan olmuyor, müşteriye bir şekilde ulaşmak gerekiyor. Geriye dönüp baktığımızda çıtada yükselme var elbette ama yetersiz.

Pompa üretimi, makina mühendisliğinin birçok dalını kapsıyor

Santrifüj pompa aslında çok basit bir alettir. Neticede kapalı bir gövdenin içinde çark dediğimiz, dönen bir eleman var. Santrifüj kuvveti dolayısıyla basınç ve debi oluşturuluyor. Ama işin mühendislik tarafına baktığımızda, çok fazla şey var aslında. Tasarım için hidrolik mühendisliğini, farklı akışkanlar için malzeme mühendisliğini, konstrüksiyon mühendisliğini, imalat mühendisliğini bilmek gerekiyor. Servis ve montaj, hızlı ve kolay olmalı. Bunların hepsini düşünmek lazım. Makina mühendisliğinin birçok dalı, pompa üretiminin içine sıkışmış durumda. 

Yerli ürün kullanmalıyız ki yerli üretici kalkınsın

Türkiye’de pompa sektörü her geçen gün gelişim gösteriyor, üretim tüm hızıyla devam ediyor. Müşteriler yavaş yavaş bilinçleniyor. Türkiye pompa pazarı ile ilgili kesin bir değer olmamakla birlikte aşağı yukarı 350-400 milyon Dolar civarında olduğu tahmin ediliyor. Buradan bir pay almaya çalışıyoruz üretici olarak. Türkiye’de pompa üretebiliyorsak, yurtdışından almaya gerek yok diye düşünüyorum çünkü Türkiye’de yapılan imalatın kalitesi hakikaten iyi bir seviyede. Yapamadığımız bir ürün varsa kabul, yurtdışından alınsın. Ama Türkiye’de yapılabilen bir ürünü yurtdışından getirmenin ne anlamı var? Standart malzemeli pompalar için Avrupa menşeli pompanın dökümü ile aynı kalitede dökümü müşterilerimize sunuyoruz. Arzu eden fabrikamıza gelip ürünlerimizi inceleyebilir. O yüzden yerli ürün kullanmalıyız ki yerli üretici; dolayısıyla da ülkemiz kalkınsın. Tabii haksız rekabet de var. Özellikle Çin’den düşük kaliteli ürünler Türkiye’ye geliyor ve bizler ne yazık ki bu ürünler ile rekabet içerisine girmek durumunda kalıyoruz. Müşteri bilinçsizse fiyat odaklı yaklaşıyor. Çin’den çok daha kaliteli ürün yapıyoruz. İşçilik maliyetlerimiz, hammadde fiyatlarımız Çin’e göre yüksek. Avrupa’daki kaliteye çok yakın bir kalitede üretim yapıyoruz. Yani Türkiye ile Çin arasındaki o büyük kalite farkı, Avrupa ile aramızda yok. Çin’de üretilen ürünler içinde de çok kalitelileri var tabii ki, onları zaten tenzih ediyorum. 
Standart Pompa olarak üretimimizin yaklaşık % 80-85’ini Türkiye içine gerçekleştiriyoruz. İhracatımız ise % 15 civarında. Yurtdışında farklı ülkelerde yaklaşık 30 tane distribütörümüz var ve yaklaşık 50-60 ülkede Standart Pompa markalı pompalarımız çalışıyor. Direkt satışlarımızı oradaki distribütörlerimiz vasıtasıyla gerçekleştiriyoruz. Ayrıca müteahhitlerimiz aracılığıyla da ürünlerimiz dünyanın her bölgesine ulaşıyor. 


Makine sektörü, elektrik-elektronik sektörü ile aynı hızda gelişiyor

Enerji verimliliği, çevre, sürdürülebilirlik... Bu konular revaçta. Devlet zaten bu konularda teşvik sağlıyor. Fuarlarda devletin üst kademesinden kişileri görüyoruz, dolayısıyla insanlar o tarafa doğru gidiyorlar. AB’ye uyum sürecinde çeşitli regülasyonlar var. AB’de bir şey çıktığı zaman, onu takip etmek durumundayız. Verimlilik ve enerji konusunda Avrupa’da Europump’ın enerji verimliliği kriterleri var. 2013 senesinden itibaren yürürlüğe girecek olan bir standart söz konusu. Bunlara uymak zorunda olduğumuzun bilincindeyiz. Elektrik-elektronik sektörü nasıl gelişiyorsa makine sektörü de aynen o hızda gelişiyor. Bu anlamda 2012 senesinin iyi geçtiğini düşünüyoruz. 2013’ün de iyi geçmesini temenni ediyoruz.  










Etiketler


Söyleşi