Header Reklam
Header Reklam

'Şömine, mobilya değil, çok verimli bir ısıtma sistemidir...'

12 Haziran 2008 Dergi: Mart-2008
'Şömine, mobilya değil, çok verimli bir ısıtma sistemidir...'

Tasarımlarının yanı sıra işlevsellikleriyle de ön plana çıkan şömine ve radyatör koleksiyonları birçok tasarım ve kalite ödülüne layık görülmüş. Decofire?ın Türkiye'deki butik şömine ve radyatör açığını kapatmak üzere faaliyet gösterdiğini belirten Decofire Satış ve Pazarlama Direktörü Bilge Sesli, Türkiye?de şöminenin ?mobilya? olarak algılanması yüzünden bir hayli zorluk yaşadıklarını söylüyor... Şöminelerin gelişen teknolojiyle birlikte soğutma da yapabildiğini, ancak sorunsuz bir kurulum için işe proje aşamasında dahil olunması gerektiğini belirten Sesli, Türkiye ve dünya şömine pazarını, pazardaki gelişmeleri Tesisat Market?e anlattı...

Bir girişimci olarak doğru bir yerde bulunduğumuza eminiz

Decofire üç yıldan beri ısıtma sektöründe faaliyet gösteren bir şirket. Türkiye?deki ısıtma sektöründe özellikle şömine soba ve dekoratif radyatörlerdeki üretim boşluğunu kapatmak için Avrupa?nın seçkin imalatçıları ile çalışmaktayız. Seçkin diyorum çünkü oluşturdukları koleksiyonlar; işlevsellikleri ve tasarımları ile ön planda. Özellikle deprem sonrası villaların yani müstakil yaşamın artması ile birlikte insanların bireysel ısınma ihtiyacı doğdu. 1999?a kadar Türkiye?de şömine ile ilgili çok ciddi bir pazar yoktu. Halen de çok büyük bir pazara sahip değiliz. Çünkü bireysel ısınma ihtiyacı, doğalgazın gelmesiyle kombiler vasıtasıyla çözülmeye çalışılıyor. Fakat şöminelerin hızlı gelişen bir pazara sahip olduğunu söyleyebiliriz. Yine radyatörlerde de tasarım anlamında çok ciddi bir açık vardı. Mimarların bugün hazırladıkları projelerde görmek istemedikleri detaylardan biri radyatör. İnanılmaz tasarımlara imza atıyorlar, fakat radyatörü kapatabilmek için de ayrı bir çaba sarf etmek durumunda kalıyorlar. İşte bu açıkları tespit edip, üç yıl önce dünya pazarlarında bir araştırma yaparak, Focus, Fondis, Piazzetta,  M-Design ve Cinier markalarının Türkiye?de satışını yapmaya karar verdik. Distribütörlüğünü yaptığımız bu beş marka, Avrupa?da kalite ve tasarım alanında tüm sertifikasyonlarını tamamlamış ve birçok ödüle layık görülmüş markalardır. Bunların aralarında uluslararası birçok fuarda tasarımcı-gözlemci ödülleri, en iyi kreasyon, en iyi koleksiyon gibi ödüller mevcut. Ortadoğu ülkeleri de bizim satış yaptığımız alanlar arasında. Ürün grubumuzda soba, şömine ve dekoratif radyatörler yer alıyor. Son kullanıcılar, bilinçlendirmedeki eksiklikler sebebiyle bu tarz ihtiyaçlarını mimari bürolar aracılığıyla çözüyor. Bu nedenle mimari bürolara hizmet vermeye başladık. Decofire olarak, distribütörlüğünü yaptığımız markaları çok iyi bir hizmet kalitesiyle son kullanıcıya ulaştırmaya çalışıyoruz. Radyatör ürün gamımızda cam ve taş radyatörler mevcut.

Aslında, ısıyı en iyi ileten materyal camdır.İkinci sırada volkanik taşlar yer alır. İnertia cam radyatör konusunda uzmanlaşmış olan Fondis ürünleri ile odaları konforlu ve sağlıklı bir şekilde ısıtırken enerji tasarrufu sağlayan yeni ve özel bir teknoloji sunuyoruz.Cam radyatörlerin en önemli özelliği çabuk ısınıp geç soğumasıdır. Dolayısıyla yüksek verimli sistemlerdir. Koleksiyonda ön plana çıkan Cinier radyatörleri ise olycale taşından, ısıtma işlevi için en iyi teknoloji ve tasarımdan oluşuyor. Su ısıtmalı versiyonunda, radyatör içindeki bakır boru ve bağlantı elemanları kalitesi ile ısı kaybı söz konusu olmuyor. Dikey kullanım ile sıcak baş soğuk ayak handikapı giderilerek iki nokta arasındaki sıcaklık minimum seviyeye indiriliyor. Olycale taşının sönmüş bir lav olduğunu düşünürsek, bu radyatörlerin ısıtma kabiliyeti avantaj olarak önümüze çıkıyor. Avrupa?da radyatör  sistemlerinde cam ve paslanmaz çelik yaygın olarak kullanılıyor, soba konusunda da tasarımların gelişmesine paralel olarak bu sektörde büyük bir hareketlenme olacağına inanıyorum. Çünkü sobanın inanılmaz bir ısı üretme gücü  vardır. Pazarın gelişimine bağlı olarak üretici olmayı da hedefliyoruz.

Özetle Türkiye?de bu pazar, 1999?dan sonra gelişmeye başladı ve her yıl, bir önceki yılın iki katına yakın bir oranda büyüyor. Zaten buna paralel olarak firma, ithalatçı ve bayi sayısı da artıyor. Bizim yatırım yaptığımız bu alan çok bakir bir alan. Bir girişimci olarak doğru bir yerde bulunduğumuza eminiz.

Şömine kültürü Osmanlı?dan beri var...

Bugün Avrupa arenasına baktığımızda, ısıtma sektöründe dünya liderliğini özellikle Avrupa?da üretim yapan şirketlerin elinde bulundurduğunu söyleyebiliriz. Kombiden şömineye kadar.. Biz, Türk kültürüne uygun bir koleksiyon seçerken kalitesinin yanı sıra tasarımıyla ön plana çıkmış markalar ile anlaşma yaptık. Türk tüketicisinin ısıtma ihtiyacını karşılarken, dekoratif anlamda da mimari tasarımı tamamlayacak ürünleri seçeceğinden emindik. Özellikle şömine kültürü, ?ocak? olarak Osmanlı döneminden beri var. Yani çok uzak değiliz bu konuya. Bir de Türk insanı sıkılgan bir yapıya sahip olduğundan bir ürünü yıllarca evinde görmek istemez. Bu nedenle farklı tasarımların pazarda bulunması gerekli. Bu noktada, Türk üreticilerin tasarım yönündeki eksikliği, bizi ithalata yönlendirdi. Tasarım konusunda birkaç  Türk firmasının çok başarılı işler yaptığını biliyorum. Türkiye?nin bu alanda çok ilerleyeceğine inanmakla birlikte, ithal ürünlerin Türk üreticisinin yaratıcılığına katkıda bulunabileceğini de düşünüyorum. Dünyada çok iyi şömine haznesi üreticileri var ve bunlar birbirleriyle çok sıkı rekabet halinde fakat hiçbirinin hedefinde, ne yazık ki Türkiye yok. Avrupa arenasında bir şömine üreticimizin olmaması da bizi çok üzüyor. Keşke Türkiye?de üretim artsa da Türk ürünlerini satabilsek. Bunu gerçekten çok istiyoruz.

Yaşam alanlarımızı üretemediğimiz bir enerjiye bağımlı kılmak hiç mantıklı değil...

Maalesef ki biz, birçok konuda zamanın gerisinde giden bir ülkeyiz. Tüm dünyada fotovoltaik sistemler, rüzgár enerjili sistemler çok yaygın ama Türkiye?de değil. Bunlar elbette kaçınılmaz bir süreç olarak Türkiye?de de yaygınlaşacak. Ama ne zaman? Şömine pazarı Avrupa?da çok gelişmiş bir pazar. Tüm dünyaya Avrupa?dan dağıtım yapılıyor diyebiliriz. Çok yüksek bir satış hacimleri var. Tasarım alanında ise lider, Fransa ve İtalya. Avrupa?da şömineye tamamen ısıtma sistemi olarak bakılıyor. İşin dekoratif kısmı en son kriter. Orada insanların şöminelerle ilgili ilk sordukları şey, sistemin kaç kW?lık bir ısıl güce sahip olduğu. Ama bizde daha çok görselliğe önem veriliyor. Şunu söyleyebiliriz ki, birçok uygulamamızda şöminelerin çok yüksek ısıtma kabiliyeti olmasına rağmen bu özellikleri kullanılmıyor. Ürünlerin montajını yaparken, müşterilerimize özellikle mevcut ısıtma sistemlerine destek olmasını isteyip istemediklerini soruyoruz, % 90?ı bunu istemiyor. Şöminelerin ısıtma sisteminden ziyade mobilya olarak görülmesinde, konut üreticilerinin de ciddi oranda payı var. Mesela birçok konut yapılırken baca ile ilgili herhangi bir projelendirme yapılmıyor. Gittiğimiz  konsept projelerde bile baca sistemlerinin gerektiği gibi yapılmadığını görebiliyoruz. İmar yönetmeliklerine göre aslında her evde bir baca bırakılması gerekmektedir. Çünkü doğalgazla ilgili bir sorun ya da bir savaş durumu olursa, insanlar ısıtma ihtiyaçlarını soba ile karşılayabilmeli. Bu anlamda birçok konut imar yönetmeliğine uygun değil. Hatta olması gereken 13?lük bacayı yapanlar bile bu bacayı kapatabiliyor. Mesela ürün gamımızda yer alan duvar tipi şöminelerden biri 13?lük baca bulunan her mekánda hatta çok katlı sistemlerde dahi kullanılabiliyor. Yani bu şömineyi kullanmak için illa villada oturmanız gerekmiyor. Bu şömine, 45-50 m2?lik bir alanı tek başına ısıtabilecek kapasiteye de sahip. Daha büyük alanlar için de en azından mevcut ısıtma sistemine ciddi oranda katkıda bulunabilecek bir ürün. ?Evde bacayı bulamıyoruz? diye bizi keşfe çağırıyorlar, inanın bizim de bacayı bulamadığımız zamanlar oluyor... Bu da var olan bacanın kapatıldığı anlamına geliyor. Oysa bu bir zorunluluktur. Bizim yurtdışı firmalarımız, "Bu haznelerle neden proje çalışmaları yapmıyorsunuz?" diye soruyorlar, Türkiye?deki durumu anlatmakta zorlanıyoruz. Yani şunu diyemiyoruz: mevcut konutlarda baca yok ki... Bacanın olmaması çok ciddi bir problem ve bununla ilgili ilk ayak TOKİ. TOKİ?nin, taşeron firmalara verdiği işlerle ilgili şartnameleri çok büyük bir titizlikle hazırlaması gerekiyor. Bırakın toplu konutu, çok lüks villalarda bile tasarımlar inanılmaz iddialıyken, bacada yine aynı sıkıntılarla karşılaşıyoruz. Yani konuyla ilgili birçok eksiğimiz ve yapmamız gereken çok şey var... Üstelik doğalgaz bizim ürettiğimiz bir enerji değil. Doğalgazı tamamen dışardan alıyoruz. Dolayısıyla yaşam alanlarımızı üretemediğimiz bir enerjiye bağımlı kılmak hiç mantıklı değil. Doğalgaza sahip ülkelerin, diğer ülkelere doğalgaz vermeyi  kesmesi gerçekleşmeyecek bir ihtimal değil. Bütün bu ihtimallerin düşünülmesi gerekiyor. Ne yazık ki bir girişimci şirket olarak tek başımıza çok fazla şey yapamıyoruz. Bu anlamda devletin de, konut yapan şirketlerin de bizi desteklemeleri gerekiyor. Bilindiği gibi; yurtdışında, yenilenebilir enerjiler konusunda çok ciddi teşvikler var. Bunların Türkiye?de de olması gerekir. Özellikle fotovoltaik sistemlerle elektrik üretilebiliyor. Yani apartmanların kendi elektriğini üretebilmesi, hatta üretilen fazla elektriği devlete satabilmesi mümkün. Bu sistemlerin yaygınlaşması çok ciddi tasarruflar sağlar. Dünyada bu sistem çok büyük bir hızla gelişiyor. Ülkemizde de yenilenebilir enerjilerle ilgili adımların hızlanması gerekiyor.

Pelet, yakın zamanda yapı marketlerde görülecek

Özellikle Avrupa?da yenilenebilir enerjiler konusunda çok ciddi çalışmalar var. Mesela pelet alanında inanılmaz bir hızla ilerliyorlar. Pelet hem doğayı temizleyen bir malzeme, hem çok verimli, hem maliyeti çok ucuz, hem de çok zevkli bir yanma ile kullanıcısına görsel keyif de sunan bir yakıt. Bizde ise pelet, yeni yeni tanınmaya başlıyor. Ne yazık ki bu konuda da oldukça geriden gidiyoruz. Oysa ülkemiz pellet üretimi için çok elverişli. Pelet üretimi çok ciddi maliyet gerektirmiyor. Türkiye?de ciddi bir hammadde var ve bu konuda çok yakın bir zamanda Türkiye?de de hızlı bir gelişme olacağına inanıyoruz. Bu noktadan hareketle peletle ilgili çalışmaya başladık. Türkiye?de peletli soba siparişi veren müşterilerimiz var. Peletler, yavaş yavaş Türk pazarına giriyor ve önümüzdeki süreçte çok hızlı bir gelişme göstereceğine inanıyorum, çünkü tüm dünyada pelet, kullanımı çok yaygın bir malzeme. Peletlerin yakın zamanda Türkiye?deki yapı marketlerde görüleceğinden kuşkum yok...

Şantiyeye en son biz giriyoruz, oysa işin proje aşamasında yer almamız gerek

Şömine aslında bir ısıtma aracıdır. Dekoratifliği onun bir artısıdır. Ama ne yazık ki şömine bir mobilya gibi, süs eşyası gibi algılanıyor. Türkiye inşaat sektöründe çok iyi durumda ama koordinasyon konusunda zorluk çekiyoruz. Mesela şantiyeye en son biz giriyoruz. Oysa işin proje aşamasında yer almamız gerekiyor. Bizim tek isteğimiz, şömineler için işe proje aşamasında dahil olmak. Bu gerçekten  son kullanıcıya çok büyük kolaylık sağlar çünkü ekstra bir masraf çıkmaz. Biz ne yazık ki katıldığımız fuarlarda bile bu yanlış algı yüzünden ürünlerimizi yapı fuarlarında değil dekoratif ürünler ya da mobilya fuarlarında sergilemek durumunda kalıyoruz. Artık inşaat sektörünün, şömineleri bir mobilya olarak görmekten vazgeçmesi gerekiyor.

Türkiye?de taş sektörünün çok gelişmiş olması da ayrı bir yanılgıya neden oluyor. Şöminenin asıl maliyetinin taş olduğunu zannediyorlar. Türkiye?de taş sektörü ve taş ustaları gerçekten çok iyi ama şöminelerde asıl önemli olan iç haznedir. Mesela Avrupa?da taşçı ve şömineci birbirini tamamlayan ayrı meslekler olarak algılanır. Taşçı, şöminenizi sanatıyla birleştirerek giydirir ve montajını yapar. Bizde insanlar şömineyi alırken sadece taş alması gerektiğini zannediyorlar. Biz hazneyi kurarız, avantajlarını anlatırız, çalışabilirliğini test ederiz, ısıtma gücünü hep beraber görürüz, kaplaması en son iştir. Biz işimizi bitirdikten sonra şömine, isteğe bağlı olarak camla, taşla ya da ahşapla kaplatılabilir. Müşterilerimize biz sistemi kuralım, taş aşamasını taşçı yapsın dediğimizde çok şaşırıyorlar. Oysa olması gereken bu. Buraya gelen müşterilerimiz sadece her biri ayrı tipi simgeleyen dört farklı hazne görüyorlar ama taşlar yok. Bizim işimiz hazne tadarikçiliği. Taş işi farklı bir uzmanlık ve tecrübe gerektirir. Bu nedenle de bayiliklerimizi verirken de taşçılarla çalışmıyoruz. Bizim oluşturmak istediğimiz, sadece şömine haznesi satabilecek bir bayilik sistemi. Bununla ilgili Kıbrıs, Antalya ve Ankara?da başarılıyız. Şu an itibariyle yedi bayimiz var. Ama bahsettiğimiz konsepte uyan sadece üç bayimiz var diyebilirim. Radyatörlerle ilgili de mobilyacılardan gelen talepler oluyor. Fakat yine aynı sebeplerden ötürü mobilyacılara da bayilik vermiyoruz.

İyi bir baca sistemiyle kurulmuş şöminenin ömrü, bina ömrüne eşittir

Ege ve Akdeniz bölgesinde açık hazneli şömineler daha sık tercih edilebiliyor. Hatta ısıtma için bu bölgelerde kapalı sistem bir şömine, bir evin tüm ısıtma ihtiyacını karşılayabiliyor. Yani 3-4 kilo odun ile bütün gece ısınmak mümkün. Tabii ki ısıtma için kullanılan kapalı sistem haznelerden bahsediyorum. Kapalı sistemler de kendi içlerinde farklılık gösteriyor. Sistem kapalı gibi görünür, yani önünde bir cam kapak vardır, fakat tek cidarlıdır ve yaktığını iyi bir  izolasyon olmaz ise bacadan dışarı gönderir. Bahsettiğimiz sistem bu değil. Projeler  için ise  Eston Kandilli Evleri?nde açık hazneli, Kemerburgaz Green Hill?de ise kapalı hazneli şömine uygulamaları yaptık.. Fakat ne yazık ki bunlar da ısıtma ihtiyacı için talep edilmedi. Isıtma amaçlı şömine uygulamalarımızı, toplu konutlardan çok bireysel projelerde gerçekleştiriyoruz. Decofire olarak şömine satışlarımızda bacayı bizim yapmamız koşulunu koyuyoruz. Çünkü bacadaki problemler, insanlarda sorunun üründen kaynaklandığı izlenimini uyandırıyor ve bu, markaya zarar veriyor. Bunu engellemek için çift cidarlı 316 L paslanmaz çelik ve alternatifi standartlardaki bacaları kullanıyoruz. Ayrıca her yıl düzenli olarak sezon sonlarında  şöminelerimizi kontrol ediyoruz. İyi bir baca sistemiyle kurulmuş şöminenin kullanım ömrü, bina ömrüne eşittir. Koleksiyonumuzda bulunan şömine haznelerinde  kullanılan refrakter taşlar ve camları yandıkça kendini temizleyen parçalar. Şöminelerde sadece çarpma sonucu bir cam kırılması söz konusu olabiliyor, o zaman da camları yine biz değiştiriyoruz.

Standartlaşma sürecinde daha hızlı olmamız gerek

240 metrekarelik bir villayı bir şömine bir de soba ile tamamen ısıtabilirsiniz. Bunun maliyeti 5.000 eurodur. Sadece, dekoratif yönüne ağırlık verildiğinde masraflar da buna paralel olarak artabilir. Şömine ile ilgili insanlarda yanlış bir algılama da var; tütme söz konusu olduğunda şömine çalışmıyor zannediyorlar, oysa sorun yine bacada... Baca ile ilgili son yıllarda çok ciddi gelişmeler oldu. Apartmanlarda kötü bir görüntü oluşturan hermetik kombi bacaları tek bir bacada toplanabiliyor artık. Bununla ilgili gereken standartlar  oluşturuldu. Standartlarla ilgili sanırım daha hızlı olmalıyız. Mesela doğalgazla çalışan şöminelerle ilgili standart, ülkemizde yeni oluşturuldu. Doğalgazlı şöminelerle ilgili bir ibare, İGDAŞ?ta yok... Halen doğalgazlı şömineler soba olarak geçiyor. Soba, kapalı sistemde faaliyet gösteren bir ısıtma cihazıdır. Şömineleri gümrükten, soba olarak çekmek durumunda kalıyoruz. Yani tanımlamada bile ciddi eksiklerimiz var. Doğalgazlı şöminelerde iki çeşit sistem vardır; açık ve kapalı. Kapalı sistem ısıtma, açık sistem ise dekoratif amaçlıdır. Türkiye?de açık sistemlerin getirilmesine, satışına ve servisine İGDAŞ tarafından izin verilmiyor ki bunu aslında anlayabiliyoruz. Çünkü kullanıcının bilinçli olmadığı durumlarda açık sistem tehlike yaratabiliyor. Kapalı sistemler içinse EN 613, DIN gibi standartlara haiz olmanız yeterli değil, bu konuda TSE?ye uygunluk da isteniyor.

Şömineler artık soğutma da yapabiliyor

İnsanlar için ateş ve suyu izlemek, her zaman keyif verici olmuştur. Bir şömine haznesinin esprisi, ateşi görebilmenizdir. Yani ısıtma sisteminiz aynı zamanda bir seyir zevki de sağlar. Şömineler kontrollü bir ısıtma da sunuyor. Hatta radyatör suyunu da ısıtabiliyor. Üstelik son teknolji ile artık soğutma da sağlanabiliyor. Bahsettiğimiz bu şömine haznesi, bir Japon ve Fransız ortaklığıyla gerçekleştirildi. Türkiye?deki satışına 2007 yılında başladık. Yazın da ateşin izlenmesini sağlayabilme noktasından hareketle üretimine başlandı. Bu ürün, özellikle split klimanın yarattığı görüntüden memnun olmayanlar için de bir çözüm. Şöminede, Mitsubishi?nin bir klima ünitesi bulunuyor. Şömine yanarken, ateşi seyredip, elinizdeki kumanda ile soğutma yapabiliyor, istediğiniz an, soğutmayı ısıtmaya çevirebiliyorsunuz. Böylece şömineler, dört mevsim kullanılabilecek sistemler haline geldi. Ayrıca soğutma da yapabilen radyatörlerin Ar-Ge çalışmaları da distribütörlüğünü yaptığımız bir Fransız şirket tarafından yürütülüyor. Biz de gelişmeleri büyük bir heyecanla takip ediyoruz...


Etiketler


Slider Altına