'Sağlık Bakanlığı'nın çalışmalarına en baştan dahil olmalıydık...'

18 Ağustos 2008 Dergi: Ekim-2007
Tüm kadrosu ile Brenntag'a geçiş yapacak Abacı Kimya'nın İdari ve Mali İşler Müdürü Güher Abacı ile, Sağlık Bakanlığı'nın havuz kimyasallarıyla ilgili çalışmalarını ve bu çalışmaların sektöre yansımalarını konuştuk...

Her geçen gün biraz daha büyüyen ve gelişen bir sektör olarak denetime ihtiyacımız vardı Türkiye'de havuz kimyasalları konusu, Avrupa'ya ve Amerika'ya bakıldığında oldukça yeni bir kavram. Türkiye bir turizm ülkesi, fakat geçmişine ve pazar büyüklüğüne bakıldığında havuz sektörümüzün dünyaya kıyasla henüz çok küçük olduğunu söyleyebiliriz. Fransa'da bugün yapılan havuz sayısı, Türkiye'de yapılanların neredeyse 56 katı... Türkiye'de Sağlık Bakanlığı'nın havuz kimyasallarını denetleme yetkisi var.

Fakat denetimle ilgili mevcut yasa, çok eski ve güncellenmesi gereken bir yasa ve bugün sektörümüzün ihtiyaçlarını karşılayamıyor. Bu konuyla Sağlık Bakanlığı ilgileniyor ancak Sağlık Bakanlığı'nın halk sağlığıyla ilgili hastalıklar, hastaneler, sağlık personeli gibi çok daha öncelikli konuları var... Bu nedenle havuz kimyasallarının Sağlık Bakanlığı'nın öncelikli konusu olmamasını anlamakla birlikte, denetlemelerin sektör için gerekliliğini göz önünde bulundurarak uygulamada biraz geç kalındığını da belirtmeliyiz. Son dönemde Sağlık Bakanlığı'nın Temel Sağlık Hizmetleri Şube Müdürlüğü'ndeki yetkililer, sektörün de talepleri vesilesiyle konuyu araştırmaya başlamış. Bazı arkadaşlarımız birtakım kimyasallar için izin almak istemiş ve bu izinlerin verilebilmesi için mevcut bir mevzuat ya da yönetmelik olmadığından, var olan yönetmelikte de talebe cevap verecek bir madde bulunmadığından, kaotik bir durum söz konusu olmuş. Tüm bu gelişmelerden sonra Sağlık Bakanlığı, ilkbaharda çalışmalarına başlamış; ancak yapılacak denetim çalışması sezonu etkileyeceği için iyi niyetli bir yaklaşımla uygulamayı sezon sonuna bırakıp, aradaki süreyi de sektörü inceleyip anlamak için değerlendirmiş. Sezonun bitmesiyle birlikte, 81 ilin İl Sağlık Müdürlüklerine, Sağlık Bakanlığı tarafından, "izni olmayan havuz kimyasallarının toplatılması ve üretiminin durdurulması, aksi takdirde cezai işlem uygulanması" yönünde bir bildiri gönderilmiş. İller bazında çalışmalar başlamış ama sorun şu ki; izni olan kimse yok... Dolayısıyla her ilde farklı uygulamalar ortaya çıkmış. Bakanlık çalışanları, kime izin verileceği ile ilgili, yönetmelikteki belirsizlikler nedeniyle bir sonuca varamamış. İzin gerekleri, izlenmesi gereken prosedürlerin belirsizliği, işin başından sonuna kadar olan tüm süreçlerin bir zincir olması gibi faktörler, durumu biraz daha karmaşık hale getirmiş. Sektör de bu uygulamalardan ancak bu aşamada haberdar oldu. Sağlık Bakanlığı, bu aşamada sektörle ilgili çalışmalarına Ulusal Havuz Enstitüsü'nü (UHE) de dahil etti ve karşılıklı görüşmelere başladı. Sektörde oluşan bu kaotik durumun birlikte çözülmesi gerektiği sonucuna varıldı. Ancak bu yaklaşım, ne yazık ki yürürlükte olan uygulamaları durdurmuyor, dolayısıyla sektördeki kaos devam ediyor.

Sektör olarak üç konuda kaygımız var

Sektör olarak üç konuda kaygımız var. Birincisi; sektöre herhangi bir bilgilendirme yapılmaksızın uygulamaya geçilmiş olması. Dünyada hangi konuyla ilgili yeni bir uygulama yapılacaksa, o konuya ilişkin çalışmalar yapılıp, gereken koşullar belirlenir ve uygulamaya gireceği tarih duyurularak sektörün gerekli tedbiri alması sağlanır. Keşke bizde de böyle bir yol izlenseydi... Ayrıca, yaz sezonunun bitmiş olması, havuzların kullanılmaması anlamına gelmiyor. "Yaz bitti havuzlar kapandı, önümüzdeki 6 ayda bu süreçler tamamlansın" gibi bir yaklaşım, kapalı havuzların, otel havuzlarının ve sağlık ya da spor amacıyla kullanılan havuzların kapanması gibi bir durum söz konusu olmadığından, doğru değil. Havuzlarda dezenfektanların kullanılmamasının da daha büyük sağlık sorunlarına yol açacağı bir gerçek. Bunun üzerine biz, hem firma hem de UHE olarak Sağlık Bakanlığı ile temasa başladık. Onlar da bu konuyla gerçekten ilgilendiler ve bizimle ortak bir çalışma içinde olmayı istediler. Şu anda geldiğimiz aşama bu. Süreçle ilgili henüz aşamadığımız sıkıntılarımız var, fakat bunların zaman alacak işlemler olduğunun da farkındayız.

İkinci konu; gerekliliklerin tartışılması. Her sektörde olduğu gibi, bizim sektörümüzde de 'merdiven altı' diye tabir edilebilecek bazı şirketler var. Bakanlık, Türkiye'de konuyla ilgili bu kadar çok şirketin faaliyet gösterdiğini ve işletme koşullarının neler olması gerektiğini bilmiyordu. Sağlık Bakanlığı ayrıca, havuz kimyasalları insan sağlığını ilgilendiren bir durum olduğundan, havuz kimyasallarını da ilaç ve gıda ile aynı şekilde değerlendirmeye çalışıyordu. Kamu sağlığını ilgilendiren bir hizmet veriyoruz, doğru. Ancak havuz kimyasallarıyla ilgili belirlenecek olan prosedürün gerçekten dezenfektan üretimiyle aynı şekilde değerlendirilmesi gerekiyor mu, bu da ayrı bir tartışma konusu... Bakanlık, bu konuya da çok sıcak baktı ve kendilerini yönlendirmemizi istedi. Şimdi bu konuyla ilgili görüşmeler yapıyoruz. UHE, bu kapsamda bir bilgilendirme toplantısı yaptı. Çok büyük bir tesadüf eseri, Ankara Şube Müdürü Orhan Tuncer de İstanbul'daydı ve bu toplantıya katılıp sektörün sorunlarını dinledi. Şube Müdürü, o toplantıdan çok etkilendi ve bizi görüşmeye çağırdı. UHE de gelişmeleri değerlendirmek üzere kendi içinde bir kurul oluşturdu. Bu kurul, şimdiye kadar iki toplantı gerçekleştirdi. Üçüncüsü de yakında gerçekleşecek. Kurul olarak Ankara'ya gittik ve bir toplantı yaptık. Bakanlık yetkilileri ve teknik müdürler de toplantıya katıldı. Toplantı sonucunda, taleplerimizi yazılı olarak iletmemiz istendi. Bu talepler dikkate alınacak ve hep birlikte bu kaotik durumun aşılması için çalışmalar yapacağız. Ayrıca Bakanlığın konuyla ilgili oluşturduğu bilim kuruluyla da görüşüyoruz ve Kasım ayı içinde bir bilgilendirme toplantısı yapmayı düşünüyoruz. Bu toplantıda işin devlet ayağı, akademik ayağı, sektör ayağı ve sivil toplum ayağı olsun istiyoruz. Bu toplantıdan sonra, elde ettiğimiz sonuçları Bakanlığa sunacağız.

Üçüncü ve en önemli konu ise işletme ve işletme koşullarının denetlenmesi. Dünya standartlarında üretim yapsak ve şartlandırıcılarıyla, malzemeleriyle tesisatı dört dörtlük kursak bile, oradaki uygulayıcının hatası, tüm çalışmaları başarısız kılabilir. Yani işletme, kimyasalları uygun miktarda kullanmazsa, kimyasalların kalitesi, havuz tesisatının mükemmelliği hiçbir işe yaramaz ve halk sağlığı yine tehlikede olur. Bu nedenle denetim çok önemli... Sağlık Bakanlığı, özel havuzların denetimini sahiplerine bırakıyor ama toplu kullanıma açık havuzların mutlaka denetlenmesi gerekiyor. Sağlık Bakanlığfnın tek tek her havuzu denetlemesinin ne kadar güç olabileceğini düşünürsek, belli kriterlerin oluşturulması ve bir otokontrol mekanizması geliştirilmesinin daha doğru bir yöntem olacağını söyleyebiliriz. Bir takım sertifikalandırmalar yapılabilir. Havuzların bir yapım aşaması vardır. Havuz projelerinin yetkili imzalar tarafından onaylanması gerekir. Havuz işletmelerinde otokontrolün sağlanması için çözümler üretilebilir. Her şeyden önce, havuzun standartlarına uygun yapılması gerekir. Kimyasalların tedarik edildiği firmaların, görevi; servis verdiği yerdeki kişileri bilgilendirmek, eğitmek olan yetkili bir eleman bulundurması zorunluluğu getirilebilir. UHE, bu konuda yeterli bilgiye sahip. Eğer Bakanlık da UHE'ye yetkilendirme konusunda destek verirse, bu sorun zaman içinde sağlıklı bir şekilde çözülebilir.

Abacı Kimya olarak 23 yıldır havuz kimyasalları ile uğraşıyoruz. Konuyu bizler kadar yoğun olarak ele alma şansı olamamış kişilerin, bizden ve bizim gibi diğer sektör duayenlerinden iyi irdelemesi beklenemez. Bu yüzden Sağlık Bakanlığı'nın bizi bir taraf olarak görmesini olumlu bir gelişme olarak değerlendiriyoruz.

Bir tane ilacı yutmak tedavidir, bir kutu ilacı yutmak ise intihar...

Dezenfeksiyon, su depoları için de çok önemli... İSKİ ile çalıştığımız için, İSKİ'nin bu konudaki titizliğinin dünyada örnek gösterilebilecek düzeyde olduğunu biliyoruz. Fakat ISKİ'nin suyu iyi şartlandırması, tek başına yeterli değil. Evlerdeki su tesisatlarının da çok iyi olması gerekiyor. İstanbul'daki binalar eski ve su tesisatları da birçok binada yenilenmemiş. Yani İSKİ suyu ne kadar iyi şartlandırsa da, tesisat kötü olduğunda bir anlamı kalmıyor. İSKİ'nin çalışmaları, sadece apartman girişine kadar yeterli olabiliyor. Bir de apartmanlarda su depolan var. Bu depolar için önerilen dezenfektanlar var.

İçme suyunda kullanılacak ürünler, Dünya Sağlık Teşkilatı WHO tarafından tanımlanmıştır ve her bir ülkenin ilgili yasal düzenlemelerinde, şartnamelerinde yer almaktadır. Bu kimyasalların kullanılması gerektiğine inanıyoruz Su depolarının temizlik ve dezenfeksiyon ihtiyacı kendini belli eder. Hatta gözle bile görülebilir. Su deposunun kullanım amacına göre üretildiği malzeme de önemlidir. İçme suyu için kullanılacak depoların üretim malzemeleri, temizlenme periyodu, dezenfeksiyon için kullanılabilecek kimyasalları daha büyük hassasiyet gerektirir. Depoların bağlı olduğu tesisat sistemi de bir o kadar önemlidir. Tesisatın da yenilenme, temizlenme, bakım ihtiyaçları göz önünde bulundurulmalıdır. Tüm bunların sağlanması için de en önemli faktör, kişilerin bilincidir. Suyun ne amaçla kullanılacağını tüketicinin iyi bilmesi gerek. Yani sadece ihtiyaçlarını gidermek için mi kullanacak, yoksa içme suyu olarak mı? Suyun ona göre şartlandırılması gerek. Bakanlık yine bu konuda da havuz suyu kimyasalları ile paralel olarak çalışmalar yapıyor. İnsanların kimyasal madde ile teması çok önemlidir. Bütün kimyasallar tehlikelidir; neyi ne kadar miktarda aldığınıza dikkat etmek gerekir. Yani bir tane ilacı yutmak tedavidir, bir kutu ilacı yutmak ise intihar... TM


Etiketler


Söyleşi