Parlar Yapı Malzemeleri Ticaret Genel Müdürü Türesin Parlar: 'Küçük yerleşim birimlerinde marka; bayinin sözüdür'

25 Aralık 2008 Dergi: Aralık-2008

Parlar Yapı Malzemeleri Ticaret, 1978 yılında Iğdır'da kurulan ve 1980 yılından itibaren de Baymak bayisi olarak faaliyetini sürdüren bir firma. Ülkemizin en doğusunda gerçekleştirdiğimiz söyleşimizde firma sahibi Türesin Parlar, küçük yerleşim birimlerinde şirketlerin sahip oldukları avantajları ve yaşadıkları sorunları anlattı..  

Güvendiğimiz markalar için gönül rahatlığı ile müşterilerimize garanti verebiliyoruz

Parlar Yapı Malzemeleri Ticaret kurulmadan önce, Parlar Çırçır Fabrikası'nı işletiyordum. Babam ise inşaat malzemesi satışı yapıyordu. Ancak pamuk ekimi neredeyse sıfıra inince, Doğu'da pamuk yetişen tek yer olan Iğdır'da bile çırçır fabrikaları kapandı. Ardından baba mesleğine devam etme kararı aldım. 1978 yılından beri de aynı işle meşgulüm. 1980 yılında Baymak bayiliğini aldım. Halen Baymak bayisi olarak faaliyet gösteriyorum. Doğu'da yaşıyor olmanın bizim için birtakım avantajları var. Küçük yerleşim bölgelerinde insanlar her şeyden önce birbirlerini tanır ve sözlerine itibar eder. Bu nedenle burada markaların güvenilirliği bayiler ile sağlanır. Özetle bayi ne derse doğrudur. Müşteriyi ikna etme noktasında da yine bayiler karar vericidir. Gerek ürün seçimi gerekse satış sonrası hizmetlerde müşteriler sadece bayiye güvenir. İnsanlar, aldıkları ürünle ilgili satıştan sonra da bir muhatap bulabilmek isterler. Iğdır, Türkiye'ye güneşin doğduğu yer.. Yani çok uzak.. Bu nedenle insanlar için malı aldıkları kişinin sözü değerlidir. Güvendiğimiz markalar için gönül rahatlığı ile müşterilerimize garanti verebiliyoruz. Baymak zaten kalitesini ve gücünü ispatlamış bir marka. Bu nedenle bugüne dek hiçbir sorun yaşamadık, müşterilerimizi hiç mağdur etmedik. Ancak yaşadığımız sıkıntıların başında yine bu dostluk ilişkisi geliyor. Çünkü müşterilerimize bazı ticari toleranslar göstermek durumunda kalıyoruz, fakat malzeme aldığımız firmalardan böyle bir talepte bulunamıyoruz. Dolayısıyla müşterilerimize gösterdiğimiz toleransı da kendi cebimizden karşılamak durumunda kalıyoruz. Bir diğer sıkıntımız ise nakliye bedelinin yüksek olması. İnsanlar ne yazık ki en kaliteliyi en ucuza almak istiyorlar. Biz de müşterilerimize en kaliteli ürünü en uygun fiyatla satmayı isteriz elbette ancak çok ciddi oranlarda nakliye ücreti ödüyoruz. Kaliteli ürün almalarının onlara sağlayacağı avantajı anlatmak ve onları bu ürünlere yönlendirmek konusu da yine yaşadığımız sıkıntılar arasında. İnsanlar için örneğin bir musluk, çok fazla farklı özelliği barındırmaz.. Her halükarda aynı işlevi 50 YTL'lik bir musluk da, 200 YTL'lik bir musluk da görür. Ancak birini iki ay kullanırsınız, diğerini 10 yıl.. Bunu anlatmak çok güç olabiliyor. Canları yanınca haklı olduğumuza inanıyorlar. Çünkü sık sık yeni ürün almak ve bu ürünün montaj-servis ücretini ödemek daha pahalıya geliyor. Sonuçta iş yine; "Bayi ne derse doğrudur" noktasına varıyor. 

Müşterilerimizin inşaat malzemeleri ile ilgili tüm taleplerini karşılayabiliyoruz

Çıkan yeni ürünler ile ilgili düzenlenen bayi toplantıları ile bilgilendiriliyoruz. Bunun dışında Baymak merkezden gelen arkadaşlarımız da bize cihazların kullanımı ile ilgili bilgilendirme yapıyorlar. Bize ulaştırılan ürün katalogları da yeni ürünleri tanımamızda yardımcı oluyor. Yine de herhangi bir konuda sıkıntımız olursa merkezden yardım alabiliyoruz. Bayiler için birlikte çalıştıkları markaların güvenilirliği ve kalitesi çok önemli. Bizim müşterilerimize verdiğimiz güvence, ana firmalarımızdan aldığımız güvencedir. Parlar Yapı Malzemeleri olarak Baymak dışında yine bayisi olduğumuz pek çok inşaat malzemesi firması var. Ayrıca seramik satışı da yapıyoruz. Özetle müşterilerimizin inşaat malzemeleri ile ilgili tüm taleplerini karşılayabiliyoruz. Buradaki inşaatların tüm teknik desteğini de biz vermek durumunda kalıyoruz. Buna ürün seçimi, ölçümlemeler, hatta projelendirme bile dahildir. İnşaatlara gidip bir mühendis gibi çalışıyoruz. Yapılan binalarda detaylı bir projelendirme çalışması bugüne kadar neredeyse yoktu.. Bu nedenle bu işi de biz üstlenmek durumunda kalıyorduk. Bu durumun bugün için de çok farklı olduğu söylenemez. Biz mühendis değiliz, ancak yaptığımız hesaplamalar neredeyse bire bir doğru çıkar. Sanırım burada tecrübenin kıymeti söz konusu..

Iğdır'da doğalgaza talebin yüksek olacağını sanmıyorum

Iğdır'a doğalgazın geleceği söyleniyor. Bu konuda şimdiye dek yapılan herhangi bir çalışma bildiğim kadarıyla yok. Doğalgazın Iğdır için avantajlı ve dezavantajlı olduğu yönleri olabileceğini düşünüyorum. Özellikle son dönemde doğalgaza gelen zamlar nedeniyle en azından ilk etapta Iğdır'da talebin çok yüksek olacağını sanmıyorum. Ayrıca yeniliklere alışmak insanlar için zordur. Iğdır'daki ilk merkezi sistemleri, kalorifer tesisatlarını da ben kurdum. Ancak insanlar radyatörleri gördüklerinde bu kadar küçük cihazların evlerini ısıtabileceğine inanmıyorlardı. Hatta evlerindeki kurulu sobayı kaldırmıyorlardı. Sobalar ancak sistemin güvenilirliğini algıladıklarında kaldırıldı. İnanıyorum ki doğalgaz için de aynı durum gerçekleşecektir. Ancak doğalgazın Iğdır'daki gelişiminde merkezi sistemlerin ön planda olacağını sanıyorum. Tüm dünya da merkezi sistemlerin daha verimli olduğunu savunuyor. Bireysel sistemler verim-maliyet ilişkisi açısından cazip görülemeyebilir. Doğalgazın bizim üretmediğimiz, ithal ettiğimiz bir enerji kaynağı olduğu düşünüldüğünde merkezi sistemlerin ülkemiz için daha doğru olduğu kanısındayım. Üstelik verimlilik ve insanların ödeyecekleri enerji faturaları açısından merkezi sistemin avantajları da göz önünde bulundurulunca, burada yine merkezi sistemin ve güneş enerjili sistemlerin kullanılacağını düşünüyorum. Doğalgazın Iğdır için en büyük avantajı ise, hava kirliliğini azaltması olabilir. Iğdır, bildiğiniz üzere bir ova ve kışın şehre çöken is ve duman yüzünden ciddi oranda akciğer rahatsızlığı yaşanıyor. Doğalgazın bizim için en cazip yanı bu..

Panik, şirketleri doğru bir analizden uzaklaştırıyor

Türkiye, dünyanın içinde bulunduğu küresel krizden nasibini almaya başladı. Her ne kadar daha önce yaşadığımız krizlerden dolayı kriz yönetiminde uzmanlaşmaya doğru giden bir ülke olsak da, her kriz bizleri belli zararlara uğratıyor. Bu krizi de diğerleri gibi atlatacağız elbette, ancak önemli olan, olabildiğince az hasarla atlatmamız. Krizin büyümesindeki ilk etken, insanların harcamalarını durdurmasıdır. Paralar yastık altı edilince, piyasada sıcak para akışı duruyor ve işler biraz daha çıkmaza giriyor.. Her şeyden önce içinde bulunduğumuz durumu iyi analiz etmemiz ve en önemlisi panikten uzaklaşmamız gerek. Panik, şirketleri doğru bir analizden uzaklaştırıyor. Ülke olarak krizden etkileneceğimiz kesin. 2009 yılının zorlu bir yıl olacağı da.. Ancak hepimizin işine sahip çıkması gerekiyor. Bu nedenle belki normalden biraz daha fazla yorulacağız ama yine de işimize dört elle sarılacağız.


Etiketler


Söyleşi