Header Reklam
Header Reklam

'Haksız rekabet, sektörümüzün en büyük problemi...'

13 Haziran 2008 Dergi: Kasım-2007

2002 yılı itibari ile Çin'in önde gelen klima markalarından Galanz Klima'nın da Türkiye Genel Distribütörlüğünü üstlenen ve 2005?te kendi markası olan Oreon ile pazarda gücüne güç katarak yoluna devam eden Elta Klima?nın Genel Müdürü Ahmet Öztürk ile, Elta Klima?yı, klima sektörünü ve Türkiye?de

sektörün yaşadığı sorunları konuştuk... 

Şirket Doğuran Şirket: Elta

Elta, 1977 yılında küçük bir şirket olarak faaliyetine başladı, ardından hızlı bir büyüme sürecine girdi. Hatta Elta, Orhan Holding?de "şirket doğuran şirket" olarak tanımlanıyor. Çünkü Elta?nın içinden birçok yeni şirket doğmuştur. Mesela bazı şirketlerin temeli Elta?da atılmış, bu şirketler daha sonra bağımsız ve güçlü oluşumlar olarak sektörde yerlerini almışlardır. Şu anda Elta?nın içinde 3 grup bulunuyor. Yani tek tüzel kişilik altında, birçok ayrı şirket var.

Klima şirketi olarak, 2001 yılında Sanyo ile başladık. Biz Sanyo?yu bilinir bir düzeye çekmek ve imaj kazandırmak için ulusal kanallarla reklam çalışmaları yaptık ve teşhir merkezleri kurmayı tercih ettik. Teşhir merkezlerini, pazarlama stratejilerimizin ayrılmaz bir parçası, bir kültür olarak benimsediğimiz söylenebilir. Sanyo?nun Maltepe?de bulunan binasına geldiğimizde, alt katı bir teşhir merkezi olarak tasarlamadığımız halde, zamanla teşhir merkezine dönüştü. Bursa?da, her modelde cihazın uygulamalı olarak görülebileceği bir laboratuvar da kuruyoruz. Sanyo?nun ardından, mikrodalga alanında dünyanın en büyük şirketlerinden biri olan Galanz?ın Türkiye genel distribütörlüğünü aldık. Bunun dışında kendi markamız olan "Oreon" var. Oreon?un bugüne kadar arıza dönüşü çok düşük seviyede kalmıştır. Türkiye?de bilindiği gibi pek çok şirket özelleştiriliyor ve dışarıya satılıyor. Ben özelleştirmeye karşı değilim ancak millî menfaatlerimizin gözetilmesi gerektiğine inanıyorum. Türkiye?de son zamanlarda pek çok şirket yabancı kuruluşlara satılırken Orhan Holding, bir Türk şirketi olarak uluslararası boyutta 7 fabrikası olan bir şirketi alarak uluslararası bir kuruluş haline geldi. Bizim vizyonumuz, daima daha iyiye ulaşmak ve kalite-hizmet seviyesini yükseltmek ve kendimizi bu yönde geliştirmektir. Ayrıca bayilerimize, servislerimize ve müşterilerimize olabildiğince kazanç ve fayda sağlamak için çalışıyoruz.

Satış kanalları hızlı bir değişim sürecinde...

Lojistik merkezimizi Bursa?ya aldık. Bursa?daki depomuzu 3.000 m2?lik bir alana taşıdık. Tüm dağıtımımızı da lojistik firmalarıyla anlaşarak yapmaya başladık. Bölgeleri, dağıtım sürelerini, dağıtım için hangi firmalarla anlaştığımızı bayilere bildirdik ve bu şekilde doğru bir planlamayla sorun yaşamadan sevkiyatımızı gerçekleştiriyoruz. Bursa?da geçmiş yıllarda kullandığımız ana depo, şu anda yedek parça ve servis deposu, yani satış sonrası hizmetler için stokların yapıldığı bir depo olarak kullanılıyor.

Ürün gruplarına baktığımızda, çok fazla split ya da duvar tipi klimanın ön plana çıktığı bir çalışmanın içinde olmadık. Daha çok profesyonel ürünler üzerine yoğunlaştık. Mesela, bir birim enerji ile beş birim iş üretebilen cihazlarımız var ki bu, profesyonel cihazların verimini bile geçtiğimiz anlamına geliyor, gerçekten de teknolojinin son noktası... Bunların dışında ise tamamen profesyonel ve endüstriyel sistemler olan VRF sistemler var. Bunlar, bayilerden çok proje ve taahhüt firmaları aracılığıyla satışı yapılan sistemlerdir. Split ürünlerin satış kanalı ise ayrı.

Satış kanalları hızlı bir değişim sürecinde. Önümüzdeki seneden itibaren herkes bunu görebilecek. Duvar tipi cihazların satış kanalları bu dönemden sonra daha çok yapı market yada hipermarketler olarak düşünülebilir. Teknoloji marketleri son dönemlerde oldukça ciddi bir artış gösteriyor ve bu durumun beyaz eşya mağazalarının olumsuz yönde etkileyeceğini düşünüyorum. Çünkü artık insanlar birden fazla alternatifin bir arada sunulduğu, fiyat ve kalite bazında kıyaslama yapabilecekleri yerlerden alışveriş yapmayı tercih ediyorlar.

Satış kanalları bölgesel olarak da bazı farklılıklar içeriyor. Mesela Marmara Bölgesi ve Akdeniz Bölgesi birbirinden farklı. Akdeniz Bölgesi?nde ana firmalar yerine bölgesel toptancılarla çalışmayı tercih ediyoruz. Özellikle Adana ve civarında birkaç tane toptancı şirket var. Bu şirketlerin her biri, bir distribütör kadar cihaz satıyor.

Son zamanlarda, çok ünlü markaların yanında, talebe bağlı olarak farklı markalar da satılıyor. Bu durum, müşterilere seçme şansı sunuyor. Ayrıca müşterilerin ürün kalitesindeki farklılıkları görmesini de sağlıyor. Biz de bu gelişme doğrultusunda ürünlerimizde çeşitliliği tercih ediyoruz. Sanyo, fiyat ve kalite olarak Galanz ve Oreon?dan daha üst grupta yer alır. Oreon orta düzeyde, Galanz ise daha düşük düzeyde gelir sahiplerinin ihtiyaçlarına göre çözümler sunar. Yani tüm müşterilerimize hitap edebilecek çeşitlilikle satış yapmayı tercih ediyoruz. 


İlkemiz; daima doğru ve dürüst çalışarak güven temin etmektir...

Bir şirketin ve çalışanlarının, işini yaparken doğru, sabırlı, kararlı olması çok önemli. Dürüst olmazsanız uzun vadede kazanamazsınız. Dürüstlükle belki çok kısa vadede kazanç sağlayamazsınız ama bastığınız yerler sağlam olur, uzun vadede sağlam bir imaj oluşturabilir, müşterilerinizin güvenini kazanabilirsiniz. Güven, söylediğiniz ve yaptığınız aynıysa kazanılabilir. Elta olarak daima doğru söylemeyi ilke edindiğimiz için bu konuda bir kaygımız yok. Özellikle rahmetli Vehbi Koç?tan aldığım en büyük ders, merdivenleri koşarak çıktığınızda düşme ihtimalinizin çok yüksek olacağıdır. Unutulmamalıdır ki kár, sadık ve sürekli müşteriden gelir. Elta Klima?da her şey, kesinlikle yasalara uygun ve dürüst olarak yapılır. Çalışma prensibimiz bu olunca, bu prensibin getirileri kendi içimize ve birlikte çalıştığımız arkadaşlarımıza da yansıyor.

Türkiye?de haksız rekabetten kaynaklanan bir adaletsizlik var

Türkiye?nin genel durumu üzerine yorum yapmak gerekirse, ekonomik ya da yönetimsel birtakım problemler var. Hepsinin de temelinde bana göre adaletsizlik var. Adaletle ilgili problem çözülemedikçe işsizlik de, yönetim de, politika da olumsuz yönde etkileniyor. Türkiye?de adalet sistemindeki sorunların acilen çözülmesi gerekiyor. Meslekle ilgili boyutuna gelince; bilindiği gibi Sanayi Bakanlığı?nda cihazların enerji sınıfları ile ilgili bir yasa çıkacak. Ülkemizde üretim yapan bir şirketin şikayeti üzerine, bir soruşturma başlatıldı ve soruşturmanın neticesinde yerli üreticileri korumak amacıyla Çin?den gelen tüm duvar tipi cihazlara % 25 oranında damping vergisi uygulanmasına karar verildi ve bu yönetmelik uygulamaya girdi. Yerli üreticilerin korunması ve desteklenmesi elbette gereklidir. Fakat buradaki sorun şu ki; yapılan tanımlama eksik. Yani "Çin?den gelen duvar tipi cihazlar" diye bir tanımlama yapılmış, fakat ürünün markası, kalitesi, kapasitesi, enerji sınıfı ya da verimi gözetilmemiş. Bu konuda biz, çok büyük zorluklar yaşadık. Mesela kasetli ya da tavan tipi cihazların duvar tipi olmadığını ispatlamak için gümrükte çok uğraştık. Sadece bununla da kalmıyor... Çin?de malzeme ucuz olduğundan, neredeyse tüm markalar Çin?de fabrika kurdular. Sanyo?nun da Çin?de 3 adet fabrikası bulunuyor. Fakat biz, en başından beri A sınıfı, -15 derecede ısıtma yapabilen, yaz-kış kullanılabilen cihazlar üretiyoruz. Ancak biz de Sanyo?yu getirirken % 25 damping vergisi ödemek durumunda kalıyoruz. Yani herhangi ucuz bir marka için de, A sınıfı cihazlar için de aynı oranda vergilendirme yapılıyor. Bu da yerli üreticiyi ya da ülke ekonomisini korumak için yapılıyor. Ancak bu durumda A sınıfı cihazın fiyatı yükseliyor, dolayısıyla daha düşük kaliteli cihazların satılması teşvik edilmiş oluyor. Ülke ekonomisi de bu durumdan olumsuz etkileniyor. Ayrıca enerji tasarrufu ile ilgili bir taraftan çalışmalar yaparken diğer taraftan yüksek enerji tasarrufu sağlayan cihazların satışının teşvik edilmemesi de çabalarla çelişen bir uygulama. Bu anlamda yasa çıkarken amacın doğru tespit edilmesi gerekiyor. Damping vergisi uygulaması, tartışılması gereken bir uygulama. Çünkü duvar tipi cihazlara hem damping uygulanıyor hem de enerji sınıfı gözetilmeye çalışılıyor. Bu durumda hem A sınıfı cihaz gelmiş olacak, hem de vergiden dolayı cihazın fiyatı artacak. Çin mallarına karşı tepkilerden sonra, Çin?de şöyle bir uygulama başlatıldı; "Made in China" (Çin?de üretilmiştir) ibaresi, artık herkes tarafından algılandığı için, etiketlere ya da cihazların üzerine "Made in China" yerine, "Çin Halk Cumhuriyeti?nde üretilmiştir" anlamına gelen "Made in P.R.C" yazılıyor. Bu da Çin mallarının satışına karşı başlatılan tepkilere önlem olarak Çin?in geliştirdiği bir strateji...  Biz bu şekilde uygulamalar yapmadık. Bu durumda damping vergisinin de bir anlamı kalmıyor, hatta uygulama, dürüst olan şirketleri mağdur edebiliyor. Ben, damping vergisinin tamamen kaldırılıp enerji sınıfının gözetilmesi gerektiğine inanıyorum.

Türkiye pazarının ciddi olarak irdelenmesi, denetimlerin yapılması ve üretimin teşvik edilmesi gerekiyor

Bence Türkiye pazarının ciddi olarak irdelenmesi gerekiyor. Mesela bir firma tarafından bir cihaz getiriliyor ve cihazın üzerinde B sınıfı etiketi var. Fakat o cihazın gerçekten B sınıfı olup olmadığı denetlenmiyor. Ülkemizde maalesef bu tür usülsüzlükler yapılıyor. Yani 6.000 BTU?luk bir cihazın üzerine 9.000 BTU etiketi basılıyor, müşteriler de aynı kapasitede iki farklı marka ürün arasındaki fiyat farkından dolayı ucuz olana yöneliyor ve haksız rekabet doğuyor. İç piyasa güçlenmeli, ülkemizde üretim artmalı ve teşvik edilmeli. Orhan Holding olarak 22 şirket ve 23 fabrikaya sahibiz. Klima üretmek, bizim için çok zor bir şey değil. Ama fizibilitesini yaptığımızda; belli adedi aşmadan üretim yapmak verimli gelmiyor. Bana göre bunun verimli hale getirilmesi için gerekli düzenlemeleri yapmak gerekiyor. Bugün Ürdün?de ya da Mısır?da bile klima üretilebiliyor. Bizde de daha fazla üretim neden olmasın? Ülkemizde de devlet tarafından üretimin teşvik edilmesi gerektiğine inanıyorum. Biz, uzun vadede kalıcı olmayı ve önümüzdeki dönemlerde üretici bir şirket olarak Türkiye?ye katkı sağlamayı hedefliyoruz.


Etiketler


Slider Altına