Header Reklam
Header Reklam

“Form Şirketler Grubu, fan coil üretimine başlıyor”

03 Ekim 2017 Dergi: Eylül-2017
“Form Şirketler Grubu, fan coil üretimine başlıyor”

Form Şirketler Grubu Yürütme Kurulu Başkanı Tunç Korun

1965 yılında kurulan ve bugün 52 yılı geride bırakan Form Şirketler Grubu, iklimlendirme alanında, yaşam ve imalat kalitesini artıracak cihazların üretim ve temini ile birlikte düzenli bakımını sağlıyor. Yakın zamanda fan coil üretimine başlayacaklarının müjdesini veren Form Şirketler Grubu Yürütme Kurulu Başkanı Tunç Korun, “2017 yılının ortalarında fan coil imalatı yapmak üzere bir çalışma başlattık. Üretim konusunda hazırlıklarımız bitmek üzere. İzmir fabrikamızda kurduğumuz fan coil hattından çıkacak ürünlerimiz, Aralık ayı itibarıyla pazarla buluşacak” diyor. Korun ile Form Şirketler Grubu’nu, yatırımlarını ve VRF ve ısı pompasının ülkemizdeki gidişatını konuştuk…

1965’ten bugüne Form Şirketler Grubu

Form Şirketler Grubu, 1965 yılında Bedi Korun ve Yaşar Korun kardeşler tarafından Form Kollektif Şirketi adıyla kuruldu. O yıllarda ağırlıklı olarak proje bazlı çalışıyorduk. Günün koşulları ve ihtiyaçları gereği taahhüt, ardından imalat ve son olarak temsilcilik yapmaya başladık. Süreç içerisinde Türkiye’nin gelişimiyle paralel olarak hem proje hem taahhüt, imalat hem de temsilcilik sıfatlarımızla birçok farklı çalışma içinde bulunduk. Ana eksen olarak klima sektöründe ilerledik ve 52 yılı geride bıraktık. Bugün itibarıyla; “Form Endüstri Ürünleri”, “Form VRF Sistemleri”, “Form Endüstri Tesisleri” ve “MuntersForm” olmak üzere dört grup şirketi olarak yolumuza devam ediyoruz. Form VRF Sistemleri 2011 yılından bu yana, 1884 yılında Japonya’da kurulan Mitsubishi Heavy Industries (MHI) firmasının KX Merkezi VRF Sistemlerine ait ürünlerinin Türkiye yetkili distribütörüdür ve bugün Türkiye’nin ikinci en büyük VRF satıcısı konumundadır.  

1980 yılında kurularak 35 yılı geride bırakan ve ana faaliyet alanı merkezi klima sistemleri konusunda temsilcilik ve satış olan Form Endüstri Ürünleri’nin, yüksek enerji verimliliği ile çevre dostu sistem çözümleri sağlayan cihazlar konusunda çalışmaları bulunuyor. Form Endüstri Ürünleri olarak soğutma grupları, soğutma kuleleri, ısı pompaları, paket klimalar, fan coiller ve klima santrallerinin satışı konusunda hizmet veriyoruz. Bu alanda Türkiye’de sektörün öncü şirketleri arasındayız. Lennox, Climate Master, Clivet, Decsa, Dunham-Bush markalarının Türkiye’de satışını gerçekleştiriyoruz.  

Form Şirketler Grubu’nun imalat firması “Form Endüstri Tesisleri” ise İzmir Pancar Organize Sanayi Bölgesi’nde 20 bin m2 açık alan üzerinde kurulan 14 bin m2 kapalı alana sahip fabrikamızda imalat yapıyor. Faaliyet konularımız; endüstriyel evaporatif soğutma üniteleri, günışığı doğal aydınlatma sistemleri ve doğal havalandırma - duman tahliye sistemleridir. Bu konuların hepsini “endüstriyel çözümler” olarak adlandırıyoruz. Çünkü imalatını gerçekleştirdiğimiz tüm ürünler, endüstriyel bir tesiste uygulanan ürünlerdir.

Saydığım bu üç firmada sadece satış ve servis personeli çalışıyor; lojistik, finansman, muhasebe, IT, İK, pazarlama bölümleri yok. Bu bölümlerin tümü, Form Yönetim Destek firmamızda yer alıyor ve grup şirketlerimize bu hizmetlerin hepsini sunuyor. Grup şirketlerimiz özetle sadece kendi aktivitelerine odaklanmış durumdalar, idari işler Form Yönetim Destek firmasınca gerçekleştiriliyor. Ayrıca İsveçli Munters firmasıyla devam eden bir iş ortaklığımız da var; işin yönlendirilmesi ve takibinde destek veriyoruz. MuntersForm, Genel Müdürü ve satış ekibiyle Ümraniye’deki satış ofisinde, Munters İsveç’e bağlı bir şekilde çalışmalarını sürdürüyor.

VRF tarafında Mitsubishi Heavy Industries ile çalışıyoruz. Paket klima konusunda kalitesi, ürün çeşitliliği, yüksek kapasite aralığı ve bu konuda yaptığı ar-ge faaliyetleri ile bir dünya markası olan Lennox ile 1983’ten bu yana çalışıyoruz. Soğutma kuleleri konusunda imalat yapan, özellikle kapalı devre soğutma kulesi imalatında Avrupa’nın sayılı firmalarından biri olan Decsa ile 22 yıldır yol arkadaşıyız. Amerikalı Climate Master firması ile toprak kaynaklı ve su kaynaklı ısı pompaları konusunda 24 yıldır faaliyetimiz sürüyor. Soğutma gruplarında iki ayrı temsilciliğimiz var: Clivet ve Dunham Bush. İtalyan Clivet ile Eurovent sertifikası istenen ve hava soğutmalı ağırlıklı ürünler konularında, en eski temsilciliğimiz olan Dunham Bush ile de 45 yıldır büyük gruplarda, vidalı, su soğutmalı ağırlıklı ve santrifüj gruplarda çalışıyoruz.

Bir binada olması gereken tüm HVAC ürünlerini gamımızda bulunduruyoruz

Yakın zamanda fan coil üretimine başlayacağız. Bunun müjdesini sizler aracılığıyla sektörümüze vermek isterim. 2017 yılının ortalarında fan coil imalatı yapmak üzere bir çalışma başlattık. Üretim konusunda hazırlıklarımız bitmek üzere. İzmir fabrikamızda kurduğumuz fancoil hattından çıkacak ürünlerimiz, Aralık ayı itibarıyla pazarla buluşacak. Elde ettiğimiz sonuçlardan son derece memnun olduğumuzu söyleyebilirim. Üreteceğimiz fan coillerin son derece kaliteli, sessiz ve ekonomik bir ürün olmasını hedefledik.

Türkiye’de bugün birçok firma, ayakta kalabilmek için çok sayıda ürünü taşımak zorunda. Çünkü tek başına VRF ya da merkezi sistem, her binanın ihtiyacına uygun olamaz. Binalarda kullanılacak sistemler; binanın tipine, konumuna, iklim koşullarına, kullanım amacına göre değişkenlik gösterir. Ne yazık ki müşteri her zaman bilinçli olmuyor. Hatta projecilere veya bize, başka bir projede görüp beğendiği bir sistemi kullanmak istediğini söyleyen müşterilerimiz bile oluyor. Görüp beğendiği şeyin kendi projesine uygun olup olmadığını sorgulamıyor. Biz bu konuda hem projecilere hem de müşterilere adeta bir danışman gibi hizmet sunuyoruz. VRF, her binaya uygundur veya merkezi sistem her binaya uygundur demek doğru değil. Form Şirketler Grubu olarak, bir binada olması gereken tüm HVAC ürünlerini ürün gamımızda bulundurduğumuz için müşterilerimizi, projelerine en uygun sistemin ne olacağı konusunda yönlendirebiliyoruz. Müşteri karar vermediyse veya verilen kararda tereddüdü varsa, uygun seçenekleri, bu seçeneklerin avantaj ve dezavantajlarını anlatıyoruz. Bir bina bazen farklı sistemleri bir arada kullanmayı dahi gerektirebiliyor. Bu sistemlerin gerektirdiği tüm cihazlar ürün grubumuzda yer aldığından bu tip uygulamalarda da zorlanmıyoruz.

Prestijli projelere imza atıyoruz

Form Şirketler Grubu olarak, yer aldığımız projelere yenilerini ekliyoruz. Son dönemlerde gerçekleştirdiğimiz ve mimarisi ile dikkat çeken büyük projelerden Ankara Hızlı Tren Garı’nda Lennox paket klimalar, Clivet sudan suya ısı pompaları ve Decsa soğutma kuleleri cihazlarımız kullanılıyor. Londra’da gerçekleşen Avrupa Gayrimenkul Ödülleri’nde “En İyi Ofis Projesi” ödülünü kazanan Maidan Tower’da Dunham-Bush soğutma grubu ve Decsa marka soğutma kulelerimiz kullanılıyor. LEED Gold setifikasına aday olan Premier Kampüs Ofis projesinde de Mitsubishi Heavy VRF klima cihazlarımız bulunuyor. Bunlar dışında Türk-Alman Üniversitesi, Vakıfbank Spor Sarayı, Watergarden, Torunlar GYO 5. Levent Evleri, Yimtaş Honeycomb Tower, Gen İlaç Fabrikası, Malatya MASKİ Binası, Park Dedeman Levent Otel, Alman ZF Lemforder Fabrikası gibi birçok projede yer aldık.  

Türkiye’de “trendler” fazla önemseniyor

Isı pompası konusunda bir karmaşa yaratıldığını düşünüyorum. Isı pompası kelimesi çok geniş kapsamlı bir kelime. Isı pompası diye tek bir cihaz yok. Katıldığımız seminerlerde de bu konuyu hep anlatırım. 2 kW’dan 2,500 kW’ya kadar farklı ısı pompası cihazları var. Isı pompası bir klima cihazında, evaporatörü sulu ya da havalı, kondenseri sulu ya da havalı diye ayırdığımızda ortaya dört tane alternatif çıkıyor: Havalı-sulu, sulu-sulu, havalı-havalı, sulu-havalı şeklinde. Bunların her tipinde farklı kapasite aralıklarında ısı pompası cihazları var. Dolayısıyla ısı pompasının Türkiye’deki durumunu konuşmak istediğimizde, ısı pompalarını tiplerine göre ayırıp konuşmak zorundayız. Bugün Türkiye’de split klima satışlarının hemen hemen tamamı ısı pompası şeklinde, yani yüzde 95’i ısı pompası. VRF’de de yine aynı şekilde yüzde 95’in üzerinde ısı pompası söz konusu, zaten sırf soğutma VRF diye satılan hemen hemen hiçbir proje görmedik, ya iki borulu ya da üç borulu ısı pompası satılıyor. Ama daha büyük cihazlarda örneğin paket klimalarda yüzde 50 civarında ısı pompası kullanımı var. Çünkü orada gaz yakmalı ya da sıcak su serpantinli ürün kullanımı artıyor. Yüzde 100 taze havalı çözümlere geldiğimizde ise küçük bir kısmı ısı pompalı oluyor, halbuki bu konuda çok geniş bir ısı pompası ürün imkânı var. Soğutma gruplarında, havadan suya kısmında yüzde 50 civarında ısı pompası kullanılıyor. Sudan suya kısmında ise ısı pompası kullanımı yüzde 10-20’lere düşüyor. Burada ısı pompası değil ama ısı geri kazanım cihazı kullanılıyor, bu cihaz da aslında ısı pompası işlevi görüyor. Çünkü zaten ısı pompası demek, soğutma yapan bir cihazın ısıtma modunda çalışması demek. Isı pompasının ülkemizdeki durumunu, bu şekilde kategorilere bölerek anlatmak daha doğru. Çünkü birçok insan ısı pompası deyince split klimayı düşünüyor. Diğer üniteler işin içine girince karışıklık oluyor. Devletin ısı pompası konusunda yoğun çalışmaları var. Bilindiği gibi 2 bin m2’nin üzerindeki binalarda merkezi sistem kullanımı zorunluluğu var. Ayrıca belli metrekarelerin üzerindeki binalarda ısı pompası, toprak kaynaklı uygulama ya da kojenerasyon gibi sistemlerden birinin uygulanma zorunluluğu da söz konusu. Fakat Türkiye’de kanunlar çıkıyor ancak uygulamada ne yazık ki hâlâ eksikler görüyoruz. Merkezi sisteme geçildi ancak hep kazan kullanılmıyor. Merkezi sisteme geçildiği takdirde kombi kullanımının azalacağı şeklinde bir düşünce vardı. Ancak ihracatın da katkısıyla Türkiye’nin kombi üretimi iki katına çıktı. Çünkü kazandan vazgeçildi ve kazan dairesine 10-15 tane kombi kaskad şeklinde bağlanmaya başladı. Tabii bu durum bazı tartışmaları da beraberinde getirdi. Isıtmada, suyu aşağıdan dağıtıyorsanız merkezidir, kombiler her bir daireye kuruluyorsa bireyseldir. Ama konu soğutmaya geldiğinde, sektörde “Soğutmada merkezi nedir ne değildir?”, “VRF, merkezi sistem midir?” tartışması çıktı. VRF mantıken merkezi sistemdir. Çünkü zaten bir noktada toplanmış cihazlar ortak bir borulamayla cihazlara gaz dağıtımı yapıyor. Soğutmada çözüm farklılıklarından dolayı merkezi konusunu değerlendirmek zor bir olay, Dünyada da bu konuda bu tip bir kural koyan başka hiçbir ülke yok aslında.  

Yurtdışında herkes binasını düzgün bir şekilde değerlendiriyor ve uygun bulduğu sistemi uyguluyor. Yurtdışında “trend”e uymak gibi bir durum yok. Türkiye’de trendler bazen daha önemli oluyor. Mesela şu an bence VRF trendi içindeyiz, birçok projede çözüm olarak VRF kullanılıyor. Bunların bir kısmı son derece doğru ama bir kısmı ise çok doğru uygulamalar değil. Her bina için doğru tek bir sistem yoktur, bu nedenle her yere de VRF uygulanmaya çalışılmamalıdır. Bir dönem Türkiye’de split klima modaydı. Antalya’daki 400-500 yataklı otellerin tamamını split klima ile donattılar. Belki ilk yatırım maliyeti düşüktü ancak yaşam boyu maliyeti son derece yüksekti, zaten zamanla hepsi sökülüp daha verimli sistemlere geçildi.

Türkiye’de düşünen kesim, ne yazık ki hak ettiği kazancı hiçbir sektörde sağlayamıyor

Türkiye’de projeciler bağlamında çok ciddi bir altyapı ve kapasite var. Sektörde gerçekten çok iyi mekanik projecilerimiz, çok iyi mimarlarımız var. Türkiye’deki birçok mekanik projecinin yurtdışındakilere göre çok daha başarılı olduğunu düşünüyorum. Ama Türkiye’deki projecilerin şöyle bir şanssızlığı var; Türkiye’nin yatırımcı profili ne yazık ki beklentiyi karşılamıyor. Yurtdışında projeciler belki bizdeki gibi çok iyi değil ama yatırımcılar çok bilinçli, ne yapmak istediklerini biliyor. Bir işin önce parası sonra projecileri bulunuyor, proje A’dan Z’ye yapılıyor ve bir daha değişiklik yapılmayacak şekilde binaya başlanıyor. O yüzden yurtdışında 150-200 yıllık yapılar görüyoruz. Böyle olunca projeci hata yapmaz hale geliyor. Ama Türkiye’de yatırımcının talepleri ile bir projenin defalarca değiştirildiğini duyuyoruz. Bina yapılırken defalarca şekil değiştirdiği, hastane diye başlanan bir binanın AVM veya AVM diye başlanan bir binanın okul diye bittiği projeler var. Böyle olunca projeci ne kadar iyi olursa olsun ortaya çıkan yapıda muhakkak eksiklikler çıkıyor. Bu kadar değişimin içinde hata yapmamak neredeyse imkânsız hale geliyor. Bir binada hata gördüğümüzde “projeci yanlış yapmıştır” diyemiyorum, “nasıl bu hale geldi, bakmak lazım” diyorum. Projecilere hak ettikleri paranın verilmediğini, emeklerinin küçümsendiğini düşünüyorum. Türkiye’de düşünen kesim, ne yazık ki hak ettiği kazancı hiçbir sektörde sağlayamıyor. Türkiye’nin zor bir yatırımcı kitlesi var ve bu, hem projecileri hem mekanikçileri hem de bizim gibi satış firmalarını etkiliyor. Standardizasyonu olmayan belirsiz ücret politikaları neticesinde kalitesiz işler artmaya başladı. Firmalar az kârlı olmayı göze alıyor ancak maliyetin altında tekliflerin geldiğini görüyoruz. Zaman zaman bizim de başımıza geliyor. Her projenin kalitesini koruyabilmesi için fiyatlar konusunda en azından bir taban limitinin belirlenmesi gerektiği kanısındayım. Çünkü kısa vadede hızlı kazançtan ziyade uzun vadede sürdürülebilir başarı tercih edilmeli.

tunc korunFirmaların uzun yaşayabilmesinin tek yolu, sürdürülebilir müşteri memnuniyeti

Split klima satışımız olmadığı için bayi teşkilatımız yok. Ortak çalıştığımız teknik ağırlıklı mühendislik firmaları var, bu firmalara “çözüm ortağı” diyoruz. Onlara hiçbir zaman “yılda şu kadar satacaksın, stoğunda şu kadar ürün bulunduracaksın” diye bir yaklaşımımız yok. VRF en hızlı hareket eden ürünümüz. O alanda tabii çok ciddi bir servis yapılanmamız var. 100’ün üzerinde yetkilendirdiğimiz servis firması var. 2-3 ayrı kademeli bir servis yapımız var. Bir kısmı sadece montaj yetkisine sahip, bir kısmı sadece start up, bir kısmı montaj+start up yetkisi şeklinde. Düzenli olarak yılda iki defa servis eğitimi düzenliyoruz. Maslak merkez ofisimizin bulunduğu binanın giriş katında “Form Akademi” diye bir yapı kurduk. Eğitim konusu önem kazandıkça, eğitim düzenleyecek bir yerimiz olsun istedik. Form Akademi; 35 kişilik bir seminer odası, bir toplantı odası ve bir holden oluşan 300 m2’lik bir yer. Ayrıca tamamıyla montajlı vaziyette VRF’nin dış ve iç ünite örnekleri bulunuyor. Tüm eğitimlerimizi Form Akademi’de yapıyoruz, dolayısıyla bu bize çok büyük bir kolaylık sağladı. Bölgelerdeki partnerlerimizi de burada ağırlıyoruz ya da biz bölgelere gidip eğitimleri gerçekleştirebiliyoruz. Yılda en az bir kere Mitsubishi Heavy Industries’ten yetkili biri gelip bizim ana ekibimize eğitim veriyor. Daha sonra biz ana ekip olarak tamamen Türkçe dilinde bütün servisleri belli bölümlerde toplayarak eğitimler veriyoruz. VRF’de 100’ün üzerinde anlaşmalı servisimiz var. Bu firmaları çok sıkı bir şekilde kontrol ediyoruz. VRF’de bire bir bakım hizmeti çok az sayıda veriyoruz. Bütün bakım, devreye alma işlemlerini dış kaynaklı yaptırıyoruz, biz sadece süpervizör bulunduruyoruz. Merkezi sistem ürünlerinin bakımında bir dönem 45 kişilik bir bakım firmamız da vardı ancak daha verimli hizmet sunabilmek için her bir bölgede bir süpervizör ayırıp, geriye kalan arkadaşlarımıza finansal destek verdik ve onların hepsinin kendi ofislerini kurmalarını sağladık. Zaten dışarıdan çalıştığımız belli birkaç firma vardı ama bizden ayrılan arkadaşlar, bizim ana yetkili servislerimiz haline dönüştü. Merkezi sistemde zaten mekanikçiler montaj uygulamasını yaptığı için bize sadece start up ve sonrasındaki servis hizmeti kalıyor. Orada ana konumda halen biz varız. Yani müşterilerimiz önce bizi arıyor, biz bir servisimizi ya da süpervizörümüzü yönlendirerek problemin ne olduğuna bakıyoruz. Garanti kapsamındaysa çözüm sağlıyoruz, garanti kapsamında değilse teklif veriyoruz. Müşteri teklifimizi kabul ederse servisimize yönlendiriyoruz ve iş tamamlanınca fatura kesiyoruz. Dolayısıyla bütün sorumluluğu biz üstleniyoruz. Bütün yedek parça teminini ve servislerin düzenli olarak kontrolünü üstleniyor, yetkilerini denetliyoruz. Bu konu bence çok önemli çünkü gerçekten Türkiye’de bu işi hakkıyla yapan firmalar olduğu gibi, düzgün şekilde yapamayan firmalar da var. VRF’de Mitsubishi Heavy ürünleri yüzde 100 güvendiğimiz cihazlardır. Doğru borulama ve doğru start up yapıldığı takdirde sorunsuz çalışır. Aynı durum paket klimalar ve soğutma grubu için de geçerli. Dünyanın en iyi cihazını yanlış uygulama, yanlış borulama ya da yanlış servise tabi tutarsanız, dünyanın en kötü cihazından hiçbir farkı kalmaz. Onun için müşterilerin satın alırken gösterdiği önemi ve itinayı, cihazın bakımı aşamasında da göstermeleri gerekiyor. Sırf birkaç lira daha ucuza hizmet veriyor diye yetkisiz bir kişiden veya firmadan doğru hizmeti beklememeleri gerekir. Türkiye’de, firmaların da servise verdiği önem git gide artmaya başladığı için eskisi kadar çok servis hatası görmüyor, duymuyoruz ama ne yazık ki bittiğini de söyleyemiyoruz. Firmaların uzun yaşayabilmesinin tek yolu, sürdürülebilir müşteri memnuniyeti. Yanlış ürün ve yanlış servisle hiçbir firma ayakta kalamaz.

Yeni CE standardı, alışkanlıkları değiştirecek

CE standardı değişecek, içerisine ürün performansı da katılacak. Yeni gelecek CE standardı, ürünün hem doğru güvenlik standartlarına sahip olduğunu hem de etiketinde yazan rakamın doğru bir orantıda olduğunu belirtecek. Böyle olunca CE bambaşka bir anlam taşıyacak. Bu konuda Türkiye ve Avrupa’yı çok ciddi bir karmaşa bekliyor. Enerji verimliliği konusunda Avrupa’nın gittiği yol, kendi içinde bile çok karışık. Biz Eurovent toplantılarında da bunu görüyoruz. Avrupa’da o standartların çıkması ve onaylanması o kadar uzun sürüyor ki. Çıktıktan sonra da hemen revizyona gidiyorlar. Avrupa’da bu standartları, ülkeler arasındaki kavgalar da çok zorluyor. Çünkü enerji verimliliği konusunda bir standart getirdiklerinde, örneğin Norveç’in ilgilendiği konseptle İspanya’nın ilgilendiği konsept birbirinden çok başka oluyor. Bu durumda ülkeleri ayırıyorlar, ülkelerin her birinde, çıkan kanunları benimseme ya da uyarlama yetkisi var. Bu yetkiler de her ülkede farklı kullanılıyor. Ülkemiz gibi Akdeniz ülkeleri, bazı kuralları çok esnek uyguluyor. Ama ana konsept enerji verimliliğidir. Bu kanunlar, üreticileri daha verimli cihaz yapmaya zorluyor.

Satış tarafında başarılı bir dijital yapımız var

Çalıştığımız firmaların hepsi, kendi konularında belli büyüklükte ve uzman firmalar. Bu firmaların çok modern fabrikaları var. Bu firmalar muhakkak süreç içerisinde Endüstri 4.0 ve modernizasyonla ilgili bazı çalışmalar yapıyorlar, yapmaya devam edecekler. Tamamen robotlaşmaya geçmiş fabrika henüz yok. Form Şirketler Grubu olarak dijitalleşme konusundaki yapılanmamızı, imalat tarafında değil ama satış tarafında çok evvelden kurduk ve sürekli olarak da güncelliyoruz. Çok detaylı bir ERP sistemimiz var. En baştan, hatta müşteriyle tanışma noktasından itibaren teklif takibi, satış, muhasebe, lojistik, finansman, depodaki ürünlerin barkodla girip barkodla çıkması, servis takibi ve cihazın ömrü boyunca listelerimizde takibi anlamında dijital olarak çalışıyoruz. Bunun çok büyük faydasını görüyoruz çünkü günlük olarak satışın, bakımın, stoğun, kısacası her bir ayağın raporlarını çıkarabiliyoruz. Bunu, Türk yazılım firmalarıyla anlaşarak bir altyapıyla yürütüyoruz. Bu konuda kendi içimizde de çok deneyimli bir ekip oluşturduk. Son derece başarılı olduğumuzu düşünüyorum. Tüm süreci detaylı olarak ele alıp yönlendirebiliyoruz.

Önümüzdeki senenin bu seneden daha iyi olacağı kanısındayım

Her ne kadar Türkiye yüzde 5 gibi çok güzel rakamlarla büyüyorsa da bunun sektöre yansımasının aynı şekilde memnuniyet verici olduğunu söyleyemiyoruz. Bu sene VRF ve merkezi sistemlerde geçen seneye göre belli bir düşüş olacağını sanıyorum. VRF’de büyük projelerin olmaması ve hacimlerin düşmesi buna etken. Split klima anlamında bu sene iyi bir sene oldu. Türkiye sene sonunda split klimada 1 milyon adetlik satış rekorunu kıracak gözüküyor. Önümüzdeki senenin bu seneden daha iyi olacağı kanısındayım. Bu sene için koyduğumuz hedefleri tutturabilecek noktadayız. Önümüzdeki senelerde de bir miktar yükseliş olacağını öngörüyorum ama çok büyük bir ilerleme olacağını zannetmiyorum.



Slider Altına