Sars Felaketi ve Hava Kanalı Temizliği

01 Temmuz 2008 Dergi: Nisan 2003
Özellikle son günlerde Akut Solunum Yetmezliği Sendromu (SARS) felaketinin yaygınlaşması ile çok sayıda insanın bir arada bulunmak zorunda olduğu kapalı mekanların hava çevrimlerini sağlayan klima sistemleri çok önemli hale gelmekte, bakımı ve işletmesi ile ilgili yapılmakta olan çalışmalar arttırılmaktadır.

SARS felaketi bilindiği gibi ve çok hızlı seyreden son derece tehlikeli bir hastalıktır. Bu enfeksiyona neden olan virüs ve panzehiri henüz tam olarak belirlenememiş olmakla birlikte, solunum yolu ile bulaştığı kesin olarak saptanmıştır. Virüsün ortaya çıkış nedeni, ne şartlar altında yaşayabildiği, çoğalma hızı ve hangi tıbbi yöntemler ile ortadan kaldırılabileceği konusunda araştırmalar bütün tıp dünyasını yoğun olarak meşgul etmektedir. Daha önceki araştırmalarda Hasta Bina Sendromu (SBS) olarak adlandırılan ve çeşitli belirtileri saptanmış olan genel rahatsızlıktan çok farklı olarak Sars virüsü sanki ilk üretildiği ve hapsedildiği yerden firar ederek dünyamızı ele geçirmek için biyolojik terör uygularcasına, hızla artan can kayıplarına neden olmaya başlamıştır. Uzak doğuda ortaya çıkan bu son felaketin yol açtığı sorunları kısaca sıralarsak;

Herhangi bir vaka görülmemiş bile olsa birçok ülkede panik yaratmış, çok ciddi iş gücü ve ekonomik değer kaybına yol açmış, turizm etkinlikerini çok büyük ölçüde baltalamış, okulların kapatılmasına neden olmuş ve hepsinden çok daha çok daha üzücü olan, şu ana kadar resmi açıklamalara göre 300’den fazla kadar can kaybına neden olmuş, beş bin kadar kişiyi etkilemiştir. Ayrıca büyük bir hızla yaygınlaşıyor olması bütün dünyayı risk altında bırakmaktadır.

Solunum yolu ile bulaşan ve örneğin turizmciler için korkulu rüya olan Legionella hastalığı ile karşılaştırıldığında felaketin boyutları çok daha korkunç görünmektedir. Zira legionella artık kaynağı ve korunma yolları bilinen, saptandığı andan itibaren yayılması önlenebilen, Avrupa legionella ajansı tarafından titizlikle izlenen, vaka ihbarı yapılan ülkelerden çok ekonomik yıkımı ihbarın yapıldığı tesis ile sınırlanabilen, vaka yaşamış olan tesisin gerekli dezenfeksiyonu yaptığını belgelemesi ile kara listeden çıkabildiği, ve en önemlisi ölüm ile sonuçlanması, zamanında müdahale ile çok daha aza indirgenebilmiş bir hastalıktır. Ayrıca su kaynaklı olduğunun bilinmesi kontrol altına alınması açısından önemli avantajlar oluşturmaktadır.

Tıp dünyası bu melun hastalık ile bakteriyolojik mücadelede umarız ki kısa sürede başarılı olacaktır. Ancak bu konuda ortak yaşam mahallerini planlayan, üreten ve işleten biz mühendisler de kendi payımıza düşen çalışmaları yapmakla yükümlüyüz. Bu anlamda bir olumsuzluğa yol açma olasılığı bulunan her türlü kör noktayı önceden görmek ve yok edecek önlemi almak bizim için kaçınılmaz bir sorumluluk olmaktadır. Bilinen tek kesin veri solunum yolu ile bulaşması olduğu için soluduğumuz havanın kalitesinin izlenmesi ve bu kalitenin arttırılması biz tesisat mühendislerini çok yakından ilgilendirmektedir.

Aşağıda bu ve benzeri felaketleri önleyici kapsamda yapılmakta olan hava kanalı temizliği, genel hatları ile anlatılmaktadır.

Kanal temizliği genel olarak üfleme ve emiş kanalları, panjurlar, menfezler, difüzörler, fanlar ve fan kutuları ile bataryalar gibi ısıtma soğutma havalandırma elemanlarının temizlenmesi amacı ile uygulanmaktadır.

Havalandırma sistemi bileşenleri düzgün bir şekilde yerleştirilmediyse, bakımları yapılmadıysa veya iyi işletilmediyse toz, polen veya diğer istenmeyen partiküllerden dolayı kirlenmiş olabilir. Bu bileşenler eğer rutubete maruz kalıyorsa küf, bakteri gibi mikrobiyolojik oluşumlar artar ve bu oluşumlar yaşama alanlarına yayılır. Bunlardan aspergillus gibi bazılarının, kaldığı takdirde alerjik reaksiyonlara veya bağışıklık sisteminde zafiyet olan kişilerde hayati semptomlara neden olabileceği bilinirken, bugün SARS şüphesi, bu noktadaki kontrol gereğini çok daha önemli kılmaktadır.

Bu nedenle havalandırma sistemleri robot kameralar yardımı ile görsel olarak izlenmeli, gerekli görülür, mikrobiyolojik test ile varsa tehlike boyutları tam olarak belirlenmelidir.

Hava kanalınızı temizletmeye karar verdiğinizde, servis sağlayan firmanın kanallarınızı bütün bileşenleri ile birlikte kaliteli bir şekilde temizlediğinden emin olunmalıdır. Kirli bir sistemin temizlenmemiş bir parçası bütün sistemin tekrar kirlenmesine yol açabilir ve bu yüzden beklenen faydalar elde edilmemiş olur. Çeşitli hava kanalı temizleme yöntemleri mevcut olmakla birlikte, bazı ülkelerde hava kanalı temizliği konusunda çalışan firmaları çatısı altında toplayan dernekler tarafından standartlar oluşturulmuştur. Servis sağlayıcı firmalar, kiri ve diğer istenmeyen atıkları, kanaldan sökmek için kendine göre özel gereçler kullanır ve sonra yüksek güçlü vakumlarla kanalın içinden çekerler. Mekanik temizliğin tamamlanmasından sonra servis sağlayıcılar ek olarak mikrobiyolojik kirlenmeyi temizlemek için hava kanallarının içine ve bileşenlerine değişik kimyasallar uygulayabilirler.

Bazı servis sağlayıcılar kanallarınızı kimyasallarla kaplamayı önerebilirler. Çünkü bu kimyasalların kanallarda küf ve benzeri organizmaların üremesini ve kir parçacıklarının yayılmasını önleyeceğini düşünmektedirler. Ancak bu uygulamaların sonucu tam olarak araştırılabilmiş değildir. Bu yüzden kimyasal kullanımına karar verirken tam olarak bilgilendirildiğinizden emin olmak amacı ile bağımsız bir laboratuvarın bilimsel desteği faydalı olacaktır. Zira mikrobik kirlilik ile mücadele, mekanik bir konu olmaktan çok tıp bilimi alanına girmektedir.

Mikrobik mücadele alanında başarısı tartışılmakta olan bir diğer yöntemde sadece havalandırma sistemindeki mikrop ve bakterileri yok etmesi için kullanılan, ilave kimyasallar kullanmak yerine çevrime giren tüm mekanı etkileyebilen bir yöntem olan ozon konsantrasyonunun arttırılması yöntemidir. Bu yöntem geçmişte hassas kontrolünün zorluğu ve oranın istenmeyen seviyelere yükselmesi durumunda yaratabileceği tahribat nedeni ile tercih edilmez iken, elektronikte yaşanan gelişmeler nedeni ile giderek daha çok kullanılmaktadır.

Yapılan hizmetin bedeli, temizlenecek kanalın büyüklüğü, kanal sistemine ulaşılabilirlik, klimatize edilmiş bölgenin kirlenme seviyesi ve sistemde bulunan diğer elemanların durumuna bağlı olarak fiyatlandırılmaktadır. Bu nedenle tasarım aşamasında kanal sistemine giriş için yeterli sayıda kontrol kapağı bırakılmalıdır. Avrupa’da kabul edilen literatüre göre genel amaçlı binalar altı yılda, sağlık kurumları ve çocuk yuvaları üç yılda bir kanal sistemini temizletmelidirler. Ancak ülkemizdeki toprak alanların, kazı ve inşaatların çokluğu, yakıt kirliliği gibi etmenler göz önüne alındığında bakım ve işletme mühendislerimizin toplumsal sorumluluklarını yerine getirirken daha dikkatli olmaları gerekmektedir.

Tüm okurlara sağlıklı ortamlarda mutlu günler dilerim.

Etiketler


Söyleşi