Slider Altına

ISO 16890 Standardı ve Hava Filtresi Seçimi

26 Eylül 2018 Dergi: Eylül-2018

Hazırlayan: Pelin Aybay, Camfil Hava Filtresi, Satış ve Pazarlama Mühendisi

Temiz hava solumak insanın en büyük hakkı değil mi? Camfil olarak buna inanıyoruz. Hava görünmezdir ancak hayatımızın vazgeçilmez bir parçasıdır. Ortalama olarak günde 15 kg hava soluruz ve solduğumuz her nefeste milyonlarca zararlı parçacık bulunur. İç mekân havası genellikle dışarıdaki havadan daha kirlidir. Soluduğumuz havanın kalitesinden ödün mü vermeliyiz yoksa onu iyileştirmek için bir harekete mi geçmeliyiz? Biz Camfil’de buna inanarak son 55 yıldır bu mesajı destekliyor ve insanları bu küresel meseleyle ilgilenmeleri için teşvik ediyoruz.

Şüphesiz ki, 20. yüzyılın son yirmi yılındaki hızlı endüstriyel gelişme, hem iç mekân hem de dış mekân hava kalitesini olumsuz yönde etkilemiştir. Küresel olarak, hava kalitesi her geçen gün bozulmaktadır ve Ortadoğu bölgesi de bir istisna değildir. Soluduğumuz hava her gün partikül madde (PM) ile daha kirli hale gelmekte. PM genellikle fiziksel boyut açısından tanımlanır ve en çok PM1, PM2.5 ve PM10 mikronlarla ifade edilir. Çoğu ülke hâlâ ortam hava koşullarında PM2.5 konsantrasyonuna odaklanmaktadır. Ancak, son araştırma sonuçları PM1’in insan sağlığı ile en yakın ilişkiye sahip olduğunu ve insan sağlığına en ciddi tehlikeleri oluşturduğunu göstermektedir. Bu küçük parçacıklar kan dolaşımına nüfuz eder ve solunum ve kardiyovasküler sistemimize zararlı etkilere neden olur.

Bu bölgede yaygın olarak kullanılan mevcut EN779:2012 ve ASHRAE 52.2 standartları, gerçek dünya koşullarında hava kalitesinden faydalanma açısından sınırlı etkinliğe sahiptir. Her iki standart da sonuçların karşılaştırılma olasılığını engelleyen farklı test yaklaşımları kullanmıştır. Yeni küresel standart olan ISO 16890, en sonunda çok çeşitli ortamlardaki tüm hava filtrelerini test etmek için bir standart getirmiştir. Yeni filtre sınıflandırma sistemi, farklı boyutlardaki zararlı partiküllerin havadan uzaklaştırılması için belirli bir filtrenin etkinliği hakkında net bilgi sağlar.

Haziran 2018 sonunda EN779:2012 geri çekildi ve tamamen ISO 16890 ile değiştirildi.

Yeni ISO 16890 standardının beş farklı yönü bulunmaktadır:

1. Verim ve basınç düşümü ölçümü

Verimlilik testi, şu anda EN779:2012 ve AHSRAE 52.2 altında kullanılan testten daha geniş olup, 0.3 µm ila 10 µm arasında bir dizi partikülü kapsamaktadır, oysa daha önceki test sadece 0,3 µm ila 3 µm partikül aralığındadır. Mevcut standartlardaki çıkarma verimliliği de sadece bir parçacık boyutunda (0.4 µm) hesaplanırken, yeni ISO16890, 0.3µ ila 10µ arasındaki çeşitli parçacık boyutlarına odaklanır. Bu değişiklikler hava filtrelerinin partikül büyüklükleri ve iç ortam üzerindeki etkileri açısından daha doğru bir sınıflandırılmalarını sağlayacaktır.

2. Boşaltım koşulları

Boşaltım koşulları da EN779:2012 ve ASHRAE 52.2’ye göre değişiklik göstermektedir. ISO 16890 uyarınca filtre boşaltım verimliliği testi için iyi boşaltım özelliklerine sahip olması nedeniyle izopropanol yöntemi seçilmiştir. Bununla birlikte, bu yöntem daha da geliştirilmiştir ve artık doymuş gaz fazı boşaltımına dayanmamaktadır. Yeni test metodu, önceki ıslak süreçlerle karşılaştırıldığında laboratuvarda yürütmek için daha yavaş ve karmaşık olmasına karşın, filtrenin elyaf yapısını etkilemeksizin filtreyi %100 boşaltır ve daha kesin test sonuçlarının elde edilmesini sağlar.

3. Boşaltım sonrası verimlilik ölçümü

Bu ölçüm, kullanıldıktan sonra hava filtrelerinin işlevselliğini değerlendirir. Boşaltım sonrası filtrelerin etkinliği, ilgili sınıflandırma derecesini elde etmek için ilk verimlilik sınıflandırmasına benzer olmalıdır. Diğer bir deyişle, PM1'e karşı %60 verimlilik sağlayan bir ePM1 filtresi, hem boşaltım öncesinde hem de sonrasında bu %60’lık verimlilik derecesine ulaşmalıdır. Bu durum, normal çalışma koşullarını en yakın şekilde simüle ettiği için çok önemlidir.

4. Toz tutma ve tutunma ölçümleri

ASHRAE52.2 ve EN779:2012’ye kıyasla, ISO 16890’daki test tozu, ISO 15957 altında L2 olarak belirtilmiş olan daha ince bir test tozuna dönüştürüldü. Bu daha ince olan tozun laboratuvarda yüklenmesi daha uzun sürer, ancak gerçek yaşam koşullarını daha iyi simüle eder.

5. Hesaplama ve ePM sınıflandırması

Nihai sınıflandırma ve hesaplama adımında önceki standartlarla ISO 16890 arasındaki büyük farklar ortaya çıkmaktadır. Hesaplama yoluyla, ölçülen test sonuçları dönüştürülür ve bilinen dış hava kirliliği ölçümleri PM1, PM2.5 ve PM10 ile ilişkilendirilir.

Test adımlarına dayanarak, hava filtreleri dört gruba ayrılacaktır:

camfil tablo 1

Bir sonraki önemli adım, ISO 16890 kapsamındaki sınıflandırmalara dayanan bir hava filtresi seçmektir. Gerekli iç ortamın sağlanmasına yardımcı olacak uygun bir hava filtresi seçimine yardımcı olmak için Avrupa Birliği Devletleri Eurovent 4/23’ü kabul etmiştir. Bu standart, WHO yönergelerine dayalı Ortam Hava Kalitesini sınıflandırır ve hedeflenen iç ortamın elde edilmesi için doğru hava filtresinin nasıl seçileceğini önerir.

WHO [2005] kılavuzlarına uyarınca, değerlendirmeye alınan PM seviyeleri aşağıdaki gibidir:

PM2.5  ≤ 10 µg/m3 yıllık ortalama

PM10 ≤ 20 µg/m3 yıllık ortalama

EN 4/23’e göre, Ortam Havası üç gruba ayrılır:

ODA 1 – Dış Ortam Havası geçici olarak tozludur ve WHO yönergelerinin yerine getirildiği yerlerde uygulanır [PM2.5  ≤ 10 µg/m3; PM10 ≤ 20 µg/m3]

ODA 2 - WHO yönergelerinin yıllık olarak 1,5’e kadar aşıldığı, yüksek partiküllü madde konsantrasyonuna sahip Dış Ortam Havası [PM2.5 ≤ 15 µg/m3, PM10 ≤ 30 µg/m3]

ODA 3 - WHO yönergelerinin yıllık ortalama olarak 1,5’e kadar aşıldığı, yüksek partiküllü madde konsantrasyonuna sahip Dış Ortam Havası [PM2.5 ≤ 15 µg/m3, PM10 > 30 µg/m3]

Dış hava ortamı sınıflandırmasına dayanarak, iç ortam besleme havası aşağıda belirtilen beş kategoride sınıflandırılmıştır:

camfil tablo 2

Bu iki sınıflandırma, tedarik edilen havanın WHO standardı uyarınca mevcut olmasını sağlamak için filtrelerin seçimini destekler ve aşağıdaki tablo, bu gereksinimlere dayalı olarak filtrelerin isteğe bağlı olarak seçimini sağlar.

camfil tablo 3

* Minimum filtrasyon gereksinimleri ISO ePM1 %50, son filtre aşamasına karşılık gelir

** Minimum filtrasyon gereksinimleri ISO ePM2.5 50%, son filtre aşamasına karşılık gelir

Sunulan verimlilik değerleri, kümülatif verime sahip tekli filtre ve çok aşamalı filtrasyon sistemleriyle ilgilidir.

Filtre seçimi, kişinin elde etmek istediği iç mekân hava kalitesinin kalitesine bağlı bir karardır. Örneğin, Ortadoğu bölgesindeki bir ofis binası için hava filtreleri seçerken, örneğin kumsal koşulların ODA2 olarak sınıflandırılmasının sonucu olarak dış ortamda oluşmasının ve odaya giden besleme havasının SUP1 olduğunun varsayıldığı durumda, gerekli olan iç mekân hava kalitesinin elde edilmesi için en az ePM1 %80 verimliliğe sahip hava filtrelerinin seçilmesi gerekmektedir. Gerekli iç mekân havasının kalitesinin değişebileceği sağlık tesisleri, kamu ve özel binalar vb. gibi her tür kapalı ortam için filtrelerin seçiminde benzer bir metodoloji izlenmelidir. Bu nedenle, gerekli iç mekân hava kalitesine ulaşmak için gereken filtrelerin seçimi, hava filtrelerini yeni ISO 16890 standardına göre seçmesi gereken ve tedarik edilen filtrelerin gerekli olan ISO standardını yakalamalarını sağlayan iyi eğitilmiş ve eğitimli personele dayanmaktadır ancak ne yazık ki bölgede üretilen ve kullanılan tüm filtreler için günümüzde bu geçerli değildir.

Özet olarak, ISO 16890’ın temel faydaları aşağıdaki gibidir:

  • Hava filtrelerinin iç hava kalitesini olumlu etkilediğine ve insan sağlığına fayda sağladığına dair bir onay;
  • Küresel uygulanabilirlik: Tüm hava filtreleme endüstrisinde kullanılabilecek ve şartname hazırlayıcıları, alıcılar ve hava filtrelerinin kullanıcıları tarafından halihazırda anlaşılabilecek bir test ve sınıflandırma sistemine sahibiz; ve
  • Fonksiyon ve uygulamayla ilgili olarak ürün değerini kolayca seçebilme ve kavrama becerisi.

Kısacası, bulunulan ortamın ve yetersiz iç hava kalitesinin, bireylerin kısa veya uzun vadeli sağlığını etkilemesine asla izin verilmemelidir. Paydaşlar her zaman insanların sağlığını, iş süreçlerini, makinelerini ve çevreyi korumanın faydalarını anlamaya çalışmalıdır. Bölgede ISO 16890’ın kabul edilmesi ve uygulanması zorlayıcı olacaktır, ancak bu standardın erken benimsenmesi çok büyük önem taşımaktadır ve bu önem halihazırda görülmüştür. Sadece filtrenin ilk maliyetinin göz önüne alınması konusuna odaklanma yavaşça değişmektedir. Zamanının neredeyse %90’ını kapalı mekânlarda geçiren bizlerin sağlıkla ilgili düşünceleri, kişilerin filtre seçimi esnasında öncelikli olarak göz önüne alması gereken bir konudur. Bizler, Camfil’de, her insanın temiz hava soluma hakkına sahip olduğuna inanıyoruz ve aynı şekilde hisseden herkese daha iyi bir gelecek için yardımcı olmaya hazırız.



Söyleşi