Yeşil Binaların Önlenemeyen Yükselişi

21 Kasım 2012 Dergi: Kasım-2012
Bina ve yerleşimlerin çevreye olan etkileri, salgıladıkları CO2 gazıyla sınırlı değildir.  Aynı zamanda su kullanımının yaklaşık % 12’si, atıkların % 65’i ve elektrik tüketiminin de %71’inden sorumludurlar. Bu rakamların büyüklüğü, binaların ve yerleşimlerin çevreye olan etkilerinin azaltılması için aynı zamanda büyük bir potansiyelin olduğu anlamına gelir. Amerika’da yapılan bir çalışma, “yeşil” veya “çevreci” olarak tabir edilen binaların enerji tüketiminde % 24-50, CO2 salınımında % 33-39, su tüketiminde % 40 ve atıklarda % 70’e varan bir düşüş sağlanacağını ortaya koymaktadır. Yatırım ve maliyet açısından bakıldığında da yeşil konulara yapılan yatırımların uzun vadede yatırımcıya geri döndüğü bilinmektedir. 2008 yılında ABD’de yayınlanan sektör raporlarına göre yeşil bina tasarım maliyetlerinde, sadece %1 - %10 arası bir oranda artış olduğu belirtilmektedir. Yeşil bina değerlendirme sistemleri arasında (LEED, BREEAM, GREENSTAR, DGNB) LEED, ülkemizde en çok bilinen ve kullanılan sistem olarak öne çıkmaktadır. Projelere göre farklılık gösteren LEED sertifika sistemlerini şu şekilde sınıflandırabiliriz: LEED-NC: Yeni inşaat ve renavosyon, LEED-EB: Mevcut Binalar, LEED-CI: Binada yaşayanlar için iç tasarım, LEED-CS: Core-and-shell projects (taşıyıcı sistem ve cephe sistemlerini içeren projeler), LEED-H: Evler ve LEED-ND: Mahalle Gelişimi. Bu sistemin puanlaması ise altı kategoride yapılıyor: Sürdürülebilir araziler (14 puan), etkin su kullanımı (5 puan), enerji ve atmosfer (17 puan), malzeme ve kaynaklar (13 puan), iç hava kalitesi (15 puan), inovasyon ve tasarım (4 puan artı 1 puan da tasarım yapılırken sertifikalı LEED profesyonelleri ile çalışmak).

LEED sertifikasyonu kendi içinde “Sertifika”, “Gümüş (LEED Silver)”, “Altın (LEED Gold) ve Platin (LEED Platinum)” olarak kategorilere ayrılıyor. Bina, 26-32 puana sahipse sertifika almaya hak kazanıyor. 33-38 puan ile gümüş, 39-51 puan ile altın, 52-69 puan ile de platin sertifika almak mümkün.

Ülkemizde LEED sertifikalı bina sayısı her geçen gün artıyor. Yeşil binalar artık Türkiye için de çok yeni bir kavram değil. Özellikle son dönemde yapılan konut ve ticari binalarda LEED, tercih edilen bir uygulama olmaya başladı. Bu konuda Çevre Dostu Yeşil Binalar Derneği (ÇEDBİK)’in de hakkını vermek gerek. Konunun Türkiye’de bu kadar hızlı gelişmesinde ciddi bir rol üstlenen ÇEDBİK’in, yaptığı eğitim çalışmalarıyla sektörde bilincin artmasına büyük katkılar sağladığı kesin. Bu yazıyı oluştururken kullandığımız verilere de yine ÇEDBİK’in web sitesi kaynak oluşturuyor. Konuyla ilgili ayrıntılı bilgi edinmek isteyenler için www.cedbik.org iyi bir adres.

Öte yandan, asıl amacı, çevre dostu, sürdürülebilir ve sağlıklı yapılar oluşturmak olan bu sertifikaları alabilmek için bazı durumlarda “sadece puan toplamak üzere yapılan ve aslında amacına hizmet etmeyen uygulamaların” bulunduğu da kulağımıza çalınıyor. Projeye prestij kazandıran bu sertifikaların asıl amacının göz ardı edilmemesi, yaratacağı fayda açısından önemli.

Gerek yurtdışı gerekse yurtiçinde, son yıllarda yapılan ve önümüzdeki yıllarda yapılması planlanan etkinliklerin ana temasını hep “enerji verimliliği” oluşturuyor. Bu da gösteriyor ki, yeşil binalar ve sürdürülebilirlik kavramları, sektörümüzün gündemindeki yerini koruyacak.


Etiketler


Söyleşi