Yatırımların artması için ar-ge, tasarım ve buluşlar desteklenecek

07 Haziran 2016 Dergi: Mayıs-2016

TMMOB Makina Mühendisleri Odası, “Sanayide bölgesel uçurum”a dikkat çekti. TÜİK, Kalkınma Bakanlığı, Ekonomi Bakanlığı, SGK, Hazine verileri kullanılarak yapılan araştırmada imalat sanayisinde bölgesel uçurumların teşviklere rağmen azalmadığını öne sürdü. Araştırmaya göre: “Ekonominin genelinde milli gelirin üretimi, Türkiye coğrafyasına dengeli dağılmıyor, hatta Türkiye, bu konuda OECD ve AB sıralamalarında dengesizlikte en öndeki ülkeler arasında yer alıyor. Sanayisizleşme tüm ülke için ciddi bir tehdit olmayı sürdürürken, var olan sanayi İstanbul odaklı ve İstanbul’un inisiyatifinde “Marmara odaklı” biçimde çarpıklığını koruyor. 2013 “Yıllık Sanayi ve Hizmet İstatistikleri” imalat sanayisinde yaklaşık 3,5 milyon işçinin çalıştığını gösteriyor ve İstanbul, % 28 payla hâkimiyetini ortaya koyuyor. Marmara Bölgesinin payı ise yüzde 52’ye ulaşıyor. Veriler, Doğu ve Güneydoğu’nun imalat sanayisindeki cılızlığını da sergiliyor. Nüfusun yüzde 18’inin yaşadığı bu bölgede imalat sanayisi çalışanlarının ancak yüzde 3’ü istihdam ediliyor ve toplam cirodaki pay da yüzde 2’nin altında kalıyor. Mevcut teşvik programı, sonuçta, amaçlanan bölgesel uçurumu daraltmaya yetecek gibi görünmüyor. Teşvike bağlanan 309 milyar TL’lik yatırımdan İstanbul’un da yer aldığı 1. bölge yüzde 35 ile ilk sırayı almış, yine Batı’da yer alan 2. bölge ve 3. bölge yüzde 31 pay almışlardır. Böylece teşvikli yatırımların üçte ikisi zaten gelişmiş ve görece gelişmiş bölgelere yapılmıştır. Buna karşılık en az gelişmiş bölge Doğu ve Güneydoğu (6. bölge) teşvikli yatırımlardan ancak yüzde 5 pay alabilmiştir. Yatırımların hızının düştüğü son yıllarda, yeni bir büyüme paradigması, sanayiye yeni bir bakış açısı, yatırımları özendirecek yeni bir yaklaşım gerekmektedir. Üretilecek yeni paradigmada, “seçici” teşvik kadar “caydırıcılık” aracı da devreye alınmalı, İstanbul başta olmak üzere, bazı bölgelere, sanayi yatırımların yönelmesinin önüne engeller konulmalıdır. Sanayide kamu yatırımcılığı etkili bir biçimde rol almalı, yerel inisiyatiflerin, kooperatiflerin, yerel yönetimlerin de imalat sanayisini geliştirmeleri için etkinleştirilmiş ve demokratikleştirilmiş merkezi planlama ile koordineli, büyüme çabaları desteklenmelidir”.

Konuyla ilgili olarak yeni gelişmeler de oluyor: Sektörümüzün en önemli buluşmalarından biri olan ISK-SODEX, 4-7 Mayıs tarihlerinde düzenlendi (Fuarla ilgili ayrıntılı bilgiyi Termodinamik ve Tesisat Market dergilerimizin Mayıs 2016 sayılarında bulabilirsiniz. Bu nedenle sizlere bu yazıda fuarla ilgili detayları aktarmıyorum). Fuarın açılışında konuşan T.C. Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık, sektörümüzü çok yakından ilgilendiren bir haberi paylaştı. Işık, iklimlendirme sektöründeki Ar-Ge çalışmasına önem verdiklerini ve Ar-Ge Merkezi sayısını artırmak istediklerini belirtti. Bakanlık olarak firmalara Ar-Ge desteği verdiklerini ve bu desteğin tasarımı da içerdiğini belirten Fikri Işık, Ar-Ge merkezleri teşviki için çalışan sayısının 30'dan 15'e düşürüleceğinin müjdesini verdi. Bakan Işık "Ar-Ge merkezi kurabilen firmalar mutlaka kurmalı, kuramayan firmalar ise Ar-Ge merkezlerinden destek almalıdır" dedi. İşbirliği içerisinde rekabet kavramının da önemine dikkat çeken Işık, firmaların birbirlerine yardımcı olarak rekabet etmeleri gerektiğini ve bu konuda da kendilerine destek vermeye hazır olduklarını dile getirdi.

Yatırımları ve Ar-Ge çalışmalarını ivmelendirebilecek bir başka sevindirici gelişme ise TBMM’de görüşülen 190 maddelik yeni Sınai Mülkiyet Kanunu Tasarısı. Tasarıya göre, artık yükseköğretim kurumlarında geliştirilecek buluşlardan elde edilecek gelirin en az 1/3’ü buluşu yapan öğretim elemanlarına verilecek.  TBMM Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu’nda görüşülmeye devam eden tasarının hazırlık çalışmalarında yer alan, Avukat Dr. Cahit Suluk, üniversiteleri ve hocaları yakından ilgilendiren yeni düzenleme hakkında şu bilgileri verdi: “Mevcut düzenlemeye göre üniversite öğretim elemanlarınca geliştirilen buluşların sahipleri, bunları geliştiren öğretim elemanlarına aittir. Uygulamada öğretim elemanları, geliştirdikleri buluşlara patent başvurusu dahi yapamadıkları için pek çok nitelikli buluş, koruma şemsiyesinin dışında kalıyor. Yeni tasarıya göre yükseköğretim kurumlarında geliştirilecek buluşların sahibi artık öğretim elemanları yerine, ilgili yükseköğretim kurumları olacak. Ancak elde edilecek gelirin en az 1/3’ü buluşu yapan öğretim elemanlarına verilecek. Böylece yükseköğretim kurumlarında deyim yerindeyse bir patent iklimi oluşturulması hedefleniyor.” Tasarının önümüzdeki günlerde yasalaşması bekleniyor.

 



Söyleşi