Header Reklam
Header Reklam

Yalıtılmalı mı, yalıtılmamalı mı?

25 Mayıs 2015 Dergi: Mayıs-2015
Türkiye, enerjisinin büyük bölümünü dışarıdan yüksek bedellerle temin ettiği petrol/doğalgaz ile sağlıyor. Durum böyle olunca enerji verimliliği önemini bir kat daha artırıyor. Enerji verimliliğinin olmazsa olmazları arasında görülen yalıtım, tam da bu noktada parlak bir çözüm olarak karşımızda duruyor. Yalıtımın küresel ısınmayı engelleme açısından faydaları inkar edilemez… Yasa ile yapılması zorunlu hale getirilen yalıtımın gerekliliği ile ilgili son yıllarda oldukça yoğun bilinçlendirme çalışmaları yapıldı; kamu, yalıtımın önemi ve gerekliliği ile ilgili aydınlatıldı. Yeni yapılan binaların pek çoğu da yalıtıldı. Bütün bunlar enerji için çok yüksek paralar ödeyen ülkemiz için faydalı ve gerekli elbette ama tartışılan bir nokta son dönemde gündemi ısıtıyor: Kullanılan malzemeler ne kadar sağlıklı?
İşine düzenli olarak yatırım yapan ve dünyanın kabul ettiği standartları büyük bir titizlikle uygulayan yalıtım markaları yanında, nerede ve nasıl üretildiği belli olmayan pek çok marka da pazarda alıcı buluyor. Bu malzemelerin yarattığı olumsuzluklar da sadece işin içinde olanların gündemi olmaktan çıkıp, sokaktaki vatandaş arasında da kulaktan kulağa yayılıyor. Bu yazıyı kaleme almamın sebebi, bir sosyal paylaşım sitesinde gördüğüm “Sakın yalıtım yaptırmayın!” konulu paylaşım. Yazan kişinin konuyla ilgili herhangi bir yetkinliği yok fakat sosyal medyadaki paylaşımların yayılma hızı göz önünde bulundurulduğunda, bilen bilmeyen herkesin kısa bir süre sonra bu konuda bir “fikir sahibi” olacağını söylemek yanlış olmayacaktır…
Yalıtım gerekli koşullarla yapılmadığında, binanın yeterince hava almasını engelliyor ve bu da Hasta Bina Sendromu sebepleri arasında üst sıralarda yer alıyor. Hasta bina sendromu, “ısı yalıtımının ön planda olduğu ve iyi havalandırılmayan iç ortamlarda bulunan kişilerde, iç ortam hava kirleticilerinin konsantrasyonlarındaki artışa bağlı olarak görülen semptomlar dizisi” olarak tanımlanıyor. Tam da bu noktada dikkat edilmesi gereken, hasta bina sendromunun sorumlusunun tek başına “yalıtım” olmadığıdır. Hasta bina sendromunun nedenleri araştırıldığında sorunun oldukça kompleks olduğu ve fiziksel ortam koşullarıyla, kimyasal ve biyolojik iç ortam kirleticileri ve kişisel faktörlere bağlı olduğu belirtiliyor. Hasta bina sendromuna bağlı gözlenen semptomların önlenebilmesi için, iç ortamda uygun iklimlendirme koşullarının sağlanması ve bina içinde iç ortam kirleticilerinin azaltılması gerekiyor.1
Kullanılacak ısı yalıtım levhası kalınlığı, binanın bulunduğu iklim bölgesine, bina dış cephe elemanlarına ve TS 825’in belirlediği diğer kriterlere ve Bina Enerji Kimliği Sınıfı ihtiyacı dikkate alınarak hesaplanmalıdır. Mantolama levhalarının nefes alıp almama durumu tespiti için su buharı difüzyon direnci katsayısı değeri gerekli bir şarttır. EPS sistemlerde bu değer 20-40 arası iken XPS sistemlerde bu değer 80’dir.  XPS, EPS ve mineral yün (camyünü, taşyünü) malzemeleri hava almaktadır ve tüm bu malzemelerin ısı yalıtımında kullanılmasında nefes alma açısından sorun yoktur. Hem XPS hem de EPS’de şişirme ajanı olarak gaz kullanır ve bu gaz ısı yalıtım levhasından difüzyon ile uzaklaşır. Yani, insan sağlığına olumsuz etki yapacak bir durum söz konusu değildir. Bu ürünlerde CE belgesinin olması, çevreye ve insana en az zararı veya hiç zararı olmadığı, yapı malzemeleri yönetmeliğine ve CE yönetmeliğine uygun olduğu anlamına gelmektedir.2  
Özetle yalıtım, iç hava kalitesini etkileyen önemli bir unsurdur ama bu, onu günah keçisi ilan etmek için yeterli bir sebep değildir. Binaların havalandırılması bir bütün olarak değerlendirilmeli ve uygun çözüm için konusunda uzman kişiler ve kurumlar ile çalışılmalıdır.

Etiketler


Slider Altına