Virüs Tehdidiyle Gündeme Gelen “UV-C ve Bipolar İyonizasyon Sistemleri” Ne kadar Güvenli?

18 Haziran 2020 Dergi:

Pandemi sürecinde havalandırma sistemleri ve bu sistemlerin sürece etkisi, son zamanlarda üzerinde en çok durulan konular arasında. Havalandırma sistemlerinin sürece uyumlanmasında da iki sistemin HVAC sistemlerine entegrasyonu konuşuluyor: UV-C lambalar ve bipolar iyonizasyon sistemleri. 

Bipolar iyonizasyon teknolojisini basitçe şöyle tanımlıyorlar: Normal bir molekül parçalandığında ve elektron kaybettiğinde serbest radikaller de denilen serbest elektronlar oluşturur. Serbest elektronlar kararsız bir yapıdadır ve kararlı hale gelmek için havada elektron alış verişi yapabileceği partikül-molekül (virüs, mikroorganizma, kirleticiler vs) aramaya başlar. Bulduğunda bu molekülü çevreler, bir hidrojen bağı yakalar. Bir virüs hidrojen bağı olmadan hayatta kalamaz, oksijen iyonlarıyla bağlanır, oksitlenir. Bipolar iyonizasyon, patojeni bu reaksiyonla nötralize eder ve böylece zararsız hale getirir. Bu sistemin satışını yapan ticari kuruluşlar, her ne kadar yöntemin %99.9 sterilizasyon sağladığını ileri sürüyor olsalar da ASHRAE gibi sivil toplum kuruluşları konuya temkinli yaklaşarak yayımladığı kaynaklarda; bilimsel açıdan titiz, hakemli çalışmaların henüz bu yeni gelişen teknoloji üzerinde mevcut olmadığını; üretici verilerinin dikkatle değerlendirilmesi gerektiğini, bu sistemlerin –en azından bazılarının- yüksek seviyede ozon yayabileceğini belirtiyor.

Aydınlatma Mühendislik Derneği (IES) Fotobiyoloji Komitesi, COVID-19 salgınına yönelik olarak yayınladığı “Antiseptik Ultraviyole (GUV) Hakkında Sıkça Sorulan Sorular” belgesinde; 100-280 nm dalga boyları arasında, optimum 265 nm dalga boyundaki UV-C ışınlarının mikrop öldürücü etki sağladığını kabul etmekle birlikte farklı ortamlarda nasıl kullanılabileceğini ve uyarılarını da belirtiyor. Zira UV ışınlarının insan sağlığı üzerinde çok ciddi  zararlı etkileri bulunuyor. Özellikle göz ve cilt üzerindeki körlük ve cilt kanserine varan olumsuz etkileri yüzünden, UV lambalar çalışır halde iken insanların ortamda bulunmaması veya bulunma riski olanların koruyucu giysi ve ekipmanlara sahip olmaları gerekiyor. Hatta ilgili yönetmelik ve belgeler, bu giyisiler, gözlükler için normları da tanımlıyor.

Uzmanlar, UV-C lambaların çok dikkatlice kullanılmaları ve uygulamaların sadece konunun uzmanları tarafından yapılmaları gereğinin altını çiziyor. Dinamik Proje Mühendislik Firma Sahibi Zühtü Ferah da katıldığı bir webinarda bu konuyla ilgili şunları söylüyor: “COVID-19 sürecinde Bipolar İyonizasyon, UV sistemler gibi alternatiflerden sıklıkla söz ediliyor. Fakat önemle belirtmek isterim ki her iki konuda da henüz oluşturulmuş normlar bulunmuyor. El yordamıyla yapılan sistemler sebebiyle ileride kanser vakalarında bir artış yaşanabileceğini unutmamalıyız. AVM’ler gibi kapalı mekanlarda teması minimuma indirmek, maske kullanmak, kişisel temizliğimize özen göstermek gibi tedbirler her türlü sistemden çok daha etkilidir”.

Konu daha uzun süre tartışılacak gibi görünüyor. Her ne kadar gündelik önlemlere; sosyal mesafe, maske kullanımı ve kişisel hijyen özeni göstermeye devam etmemiz gerekse de kesin çözüm konusunda Prof. Dr. Birol Kılkış, katıldığı bir web seminerde son noktayı koyuyor: “Küresel salgın risklerini yönetebilmek için maske ve el dezenfektanları gibi günlük önlemler yeterli değildir, kalıcı önlemler gerekir. İnsanlık ne zaman doğayı yeniden keşfeder ve doğayla tekrar barışırsa ancak o zaman salgınların önüne geçebiliriz.”

Gökçen Parlar Ünal
gokcenparlar@dogayayin.com



Söyleşi