Header Reklam
Header Reklam

Türkiye boru sektörü her şeye rağmen büyüyor

05 Nisan 2017 Dergi: Mart-2017

Boru sektörümüz, ülkemizin iddialı sektörleri arasında yer alıyor. Küresel pazarın güçlü oyuncuları arasında bulunan Türkiye boru sektörü, 2016 yılını da büyüme ile kapattı. Aslında hammadde başta olmak üzere bazı sıkıntılarına çözüm getirilebilse, boru endüstrisinin yükselişi çok daha hızlı ve etkili olacak.

Uluslararası mega projeler, kentsel dönüşüm ve enerji yatırımları, boru sektörünün duraklamasına izin vermiyor. Yurt içindeki bu talep hacmi doğrultusunda çelik boruda 2016 yılı üretim artışı yüzde 10 oldu. Çelik boruda 7 milyon ton yıllık üretim kapasitesine sahip olan Türkiye’nin, plastik boruda da 1.1 milyon ton üretim kapasitesi bulunuyor. 2016’da plastik boru üretim miktarı 890 bin tondan 935 bin tona çıkmış durumda. Plastik boru sektörünün 2017 yılı hedefi ise 990 bin ton üretim. CTP boruda da 2017’de yüzde 10’luk büyüme hedefleniyor. Boru sektörü, 125’in üzerinde ülkeye ihracat yapıyor. Hatta bazı yurt dışı taleplere yanıt veremediği bile oluyor. Nedenlerinden biri hammadde sıkıntısı. Çelik boru sektörü temsilcileri, sıcak hadde yassı çelik ürünlerin ithalatında uygulanan gümrük vergisinin kaldırılması halinde üretimin de ihracatın da artacağını öne sürüyor.

Plastik borular; yıllar öncesinde gelişmiş ülkeler tarafından genellikle tercih edilmez iken, plastik boru endüstrisindeki teknolojik gelişmeler neticesinde dayanımlarının artmış olması, sağlığa uygunluğunun kabul edilebilir seviyelere gelmesi, ürün çeşitliliği, ömür süresinin artması, ömürlerinin sonunda geri kazanılabilir oluşları ile çevresel artıları, hafifliği ile nakliyede, montajda avantajları gibi etkenler sayesinde tüm dünyada uygulama alanı buluyor.

CTP boruların hammadde bakımından yüzde 85 oranında ithalata bağımlı olması, sektörün gelişimini engelleyen temel unsurlar arasında yer alıyor. Bu unsurlar arasında; enerjideki yatırım eksikliği, bürokratik ve hukuki süreçlerde yaşanan zorluklar, vergi ve ek yükleri de saymak gerekiyor.

Buna karşın tecrübe ve güçlü referansları sayesinde Türkiye CTP boru sektörü, global pazarda gerek ürün kalitesi gerekse verdiği mühendislik hizmetleri ile her ülkede rekabet edebilme gücüne sahip. Kompozit Sanayicileri Derneği’nin verdiği bilgilere göre; 2016 yılında Türkiye CTP boru sektöründe faaliyet gösteren firmaların yaklaşık 700 milyon liralık ciroya ulaştığı tahmin ediliyor. Üstelik küresel ölçekte CTP boru fiyatlarının yaklaşık yüzde 40-50 arasında daha düşük fiyatla satış yapmalarına rağmen. Avrupa ortalama kilosu 1,5 euro olan ürünün Türkiye’deki ortalama kilogram satış fiyatı 0,9 euro. Bir yandan tercih edilen, bir yandan daha düşük fiyatla elde edilmek istenen Türk malı ürünler, şirketlerin gelişimini engelliyor veya yavaşlatıyor. Bu tespit sadece boru endüstrisi için geçerli değil. Pompa ve kompresör ihracatına bakalım; 92 bin 518 tondan 96 bin 823 tona çıkmış, yüzde 4,7 artmış, 696 bin 603 milyon USD’dan 680 bin 738 milyon USD’a düşmüş, yüzde 2,3 azalmış, ortalama birim fiyat 7.5 USD/kg’dan 7.0 USD/kg’a düşmüş.

Vana ihracatına bakalım; 55 bin 261 tondan 51 bin 607 tona düşmüş, yüzde 6,6 azalmış, buna karşın geliri 484 bin 021 milyon USD’dan 437 bin 074 milyon USD’a düşmüş, yüzde 9,7 azalmış, ortalama birim fiyat 8.8 USD/kg’dan 8.5 USD/kg’a düşmüş. Ama ne yazık ki, bu yerli malının “ucuzlatılması” sadece dış pazarın değil, iç pazarın da gösterdiği tavır. En azından ülkemiz içinde ulusal sanayimizi geliştirmeye, güçlendirmeye her açıdan mecbur olduğumuzu bir an önce hatırlamamızda ve buna göre adım atmamıza ihtiyacımız var.

Gökçen Parlar Ünal
[email protected]

 

Kaynaklar: Erkan Çakan (https://haber.tobb.org.tr/ekonomikforum/2017/271/064_071.pdf) ve POMSAD

 



Slider Altına