Korku Krizi Derinleştirir

19 Kasım 2008 Dergi: Kasım-2008
Malum gündem kriz tabii, ama hangi kriz? ABD’nin Mortgage krizi ile başlayan furya diyorsanız ve enini boyunu bilemiyorsanız, bir şeyi hatırlayalım: bilgisizlik cesaretlendirir, az bilgi korkutur, bilgisizliğin cesaretine sığınmak batırır, az bilginin getireceği korku da batırır. Krizden etkilenmemek için, kendi şirketimiz için söz konusu olabilecek riskleri yönetebilmek gerek, bunun için bilgiden kaynaklanan cesarete ihtiyacımız olacak.


Tamam, ABD mortgage piyasası, 10 trilyon dolarlık hacmiyle dünyanın en büyük piyasası. Beş yıl önce, bankacılık deyimiyle “kredibilitesi” olmayan kişilere “subprime” denilen kredileri açmakla mali yapılarını kırılganlık riskine açtılar. Bu “subprime” denilen kredilerin hacmi 1.5 trilyon USD hacmine ulaştı. Son iki yılda ABD Merkez Bankası faiz oranlarını artırdı, konut sektörü durgunluğa, “subprime” kredisi verilenler de ödeme güçlüğüne girdi. Neticede son bir yıl içinde 13 ABD bankası battı. Zira sistemi gözden geçirmek yerine sistemi zorlamak ve hiç peşinatsız yeni ev kredileri verme yoluna gidildi. 


Şimdi buna ne demeliyiz? Mortgage krizi, küresel finans krizi? TÜSİAD Başkanı, “paradigma değişikliği yaşanıyor” diyor. Nedir paradigma? İzlenebilecek yol, yöntem, sistem. Evet küresel bazda bir yöntem, yönetme anlayışı değişim zarureti ile karşı karşıya. 


Politik olarak pek çok farklı şey söyleniyor: IMF, 2009’da ekonomi toparlanabilir diyor, Euro Ülkeleri Ekonomik Grup Başkanı; Avrupa görece olarak ABD’den iyi durumda diyor, George W. Bush, ‘şimdiye kadar gereken önlemleri almasaydık, 1929 buhranından beter olurduk’ diyor. Kriz bizi teğet geçer diyenler var... Yani herkes bir şeyler söylüyor. 


Gerçek olan şu ki, evet, hiçbir şey, eskisi gibi olmayabilir. Yani bu krizi atlatmak veya atlatamamak diye bir ikilemi değil, değişen dünya düzenine ayak uydurabilmek veya uyduramamak diye bir şey var. Bunun için de tez elden “kriz yönetimi”,”risk yönetimi” üzerinde kafa yormak gerekiyor. Bunun da yolu bildiklerimize yenilerini eklemek zaruretini bilmekten geçiyor. Zira ekonomik sistemi “kasıp” beklemek işe yaramayacak, çünkü dişimizi sıkıp beklersek bu kriz, aslında bu yeni dünya düzeni seyrinden vazgeçip bize önceki bildiklerimizle sürdürebileceğimiz bir ekonomik yapıyı geri getirmeyecek. 


Krizlerden güçlü çıkabilmek mümkün, krizlerin içindeki fırsatları aramak ve bulmak mümkün. Ne demişler; “Beni öldürmeyen şey, beni güçlendirir”. 


Etiketler


Söyleşi