Kentsel dönüşümle daha “sağlıklı” binalar hedefi ne kadar gerçekçi?

15 Mayıs 2022 Dergi: Mayıs-2022

Türkiye İMSAD’ın sektörle ilgili gelişmeleri ele aldığı ‘Gündem Buluşmaları’nın 51.’ncisi, 'Tüm Yönleriyle Yenileme ve Güçlendirme' başlığı altında düzenlendi. Toplantının açılış konuşmasını yapan Türkiye İMSAD Yönetim Kurulu Başkanı Tayfun Küçükoğlu, 2004 Kentsel Dönüşüm ve Gelişim Kanunu’nun çıkmasıyla birlikte 2005 yılında ülkemizdeki en büyük yapısal dönüşüm hareketinin başladığını hatırlatarak, “Hedef depreme dayanıklı yaşam alanlarını oluşturmaktı. Kentsel dönüşüm seferberliğiyle yıkıp yeniden yapma konusu öne çıkınca, yapılarda estetik yenileme çalışmaları, derin yenileme dediğimiz enerji verimliliği, havalandırma, tesisat yenileme çalışmaları ve güçlendirme çalışmalarını geri planda bıraktı” dedi. Bu tespit, akıllara kentsel dönüşümle asıl hedeflenen “daha sağlıklı, daha dayanıklı” binalar yerine “daha estetik” binalara doğru bir kayma olup olmadığı sorusunu getirdi. Kentsel dönüşüm ile yenilenen binalarda, binanın yapısal özelliklerinden çok içine konacak estetik unsurların sorgulandığı bir gerçek. O halde bu dönüşüm, amacına ne kadar hizmet ediyor?

Küçükoğlu, pandeminin bu sürece farklı bir boyut kazandırdığının da altını çizerek evlerde geçirilen sürenin artması ve iklim değişikliğinin hissedilir etkileri ile evlerin daha konforlu ve sağlıklı hale getirilmesi ihtiyacının, yenileme ve güçlendirme faaliyetlerini yeniden gündeme taşıdığını söyledi.

Türkiye İMSAD Başkan Vekili Ferdi Erdoğan; “Kritik ve önemli bir konu olarak gördüğümüz yenileme ve güçlendirme konusunu her fırsata gündeme getirmeye çalışıyoruz. Geçmişte kentsel dönüşümün yanlış anlaşıldığı, farklı beklentiler içine düşüldüğü bir süreç yaşadık. Herkes evim yenilensin, değeri artsın diye ‘beyaz atlı müteahhit’ini bekledi. Oysa topyekûn yıkıp yapmak yerine dayanıklı-dayanıksız bina ayrımının yapılması gerekiyordu. Kentsel dönüşümü; kentin nüfusu artarken, gıda, enerji, su, atık yönetiminin de dengelenmesi, hazırlanması, tasarruflu halde kullanılması, ulaşımda sürelerin kısaltılması, eğitim alanlarının yeniden düzenlenmesi gibi kapsamlı, yalnız depremle sınırlı olmayan, afetlere karşı dayanıklı ve ‘akıllı’ yaşam alanlarının oluşturulması olarak tanımlıyorum. Bu süreçte yenileme pazarı, oluşan kentsel dönüşüm beklentileri nedeniyle epey gerilemişken, Covid-19 sürecinde değişen ihtiyaçlar nedeniyle birden yükselişe geçti. Mevcut evlerde kentsel dönüşümü beklemek yerine tesisatın değiştirilmesi, yalıtım yapılarak enerji verimliliğinin artırılması gibi ‘kaynak inovasyonu’ olarak tanımlayacağım yenileme-derin yenileme çalışmaları arttı. Temassız yaşam için dönüşümü yaptık ama deprem için güçlendirmeyi geri plana attık” dedi. Prof. Dr. Mustafa Erdik, “Her bakımdan akıllı kentlerin oluşturulması, toplu yaşamın yeniden planlanması bir süreç meselesidir. Güçlendirme ise mevcut yapı için fiziki bir olaydır ve acil yapılması gereken bir iştir. Depreme karşı güçsüz, riskli bir binada derin yenileme yapılması bir fayda sağlamaz. İstanbul için en acil ihtiyaç binaların durumlarının tespit edilmesi ve her bir bina için reçetenin oluşturulmasıdır. Güçlendirme konusu deprem riski nedeniyle giderek önemli hale geliyor, gündemde tutmalı, siyasi düzleme bu konu taşınmalı” dedi.

DEGÜDER (Deprem Güçlendirme Derneği) Yönetim Kurulu Başkanı Sinan Türkkan ise riskli bina tanımını hatırlatarak, “2018 yılında Kandilli Rasathanesi verilerine göre 13 bin 500 adet çok ağır hasar, 34 bin 400 adet ağır hasar, 146 bin 500 adet orta hasar riski taşıyan bina bulunduğu, olası büyük bir depremde 600 bin hane için acil barınma ihtiyacı doğacağı tespit edildi. Depremin ne zaman olacağı, nasıl olacağını konuşmak yerine, çok can kaybı olmadan bu depremi nasıl atlatabiliriz bunu düşünmemiz lazım” dedi.
Geldiğimiz son noktada söylenecek söz yeni değil: “Deprem değil, bina öldürür”. Konuyla ilgili tüm çalışmaların, bu gerçek göz önünde bulundurularak yapılması kaçınılmaz...

Gökçen Parlar Ünal
Genel Yayın Yönetmeni
gokcenparlar@dogayayin.com



Slider Altına
Söyleşi