Header Reklam
Header Reklam

Afet risklerimiz üzerine…

03 Eylül 2015 Dergi: Ağustos-2015

1999 Marmara depreminin sene-i devriyesinde birçok kurumdan konuyla ilgili açıklamalar yapıldı. Ne kadar önlem alındığı sorgulandı; gelecek büyük depreme hazır olup olmadığımız konusu masaya yatırıldı -yeniden!-… Peki ne yapıldı? Hâlâ binaların yönetmeliklere uygun yapılıp yapılmadığını tartışmıyor muyuz? Hâlâ, binanın yapım aşamasında yatırımcıyı “bazı malzemelerin” kesinlikle gerekli olduğu konusunda ikna edebilmek için göbeği çatlamıyor mu projecilerimizin? Yangınların ve kazaların, depremin en çok sevdiği “kanka”ları olduğunu artık ilkokul çocukları bile biliyor. Dünya, bize yakın tarihlerde bu konuyla ilgili oldukça çarpıcı örnekler de sundu… Hatırlayalım:

Japonya’da 1923 yılında gerçekleşen bir depremin ardından başlayan Tokyo Yangını, büyük bir felakete dönüştü. Yangın, tam 142 bin kişinin ölümüne sebep oldu. Tayfun rüzgârlarının da etkisiyle yangın büyük bir alana yayıldı. Tam 570 bin ev yıkıldı ve 1,9 milyon insan evsiz kaldı. İnşa edilen yeni Tokyo, İkinci Dünya Savaşı’ndaki ABD bombardımanına kadar yaşadığı tüm depremlere karşı sapasağlam ayakta kalmayı başarmıştı… 11 Mart 2011’deJaponya’da gerçekleşen “Tōhoku depremi ve tsunamisi” ise, 9 şiddetindeki bir depremin ardından gelen felaketler zinciri gibiydi. Deprem sonrasında bölgede yüksekliği 37.9 metreye varan tsunami dalgaları meydana geldi. Tsunami ülkeye çok büyük zarar verdi, dalgalar saatte 500 km hızla Hawaii’ye kadar ulaştı. Depremde 15,828 kişi hayatını kaybetti ve 3760 kişi hâlen kayıp. Kara ve demiryolları ağır hasar gördü, çeşitli yerlerde yangınlar çıktı ve bir barajın yıkılması sebebiyle bölgeyi su bastı. Kuzeydoğu Japonya’da 4.4 milyon ev elektriksiz, 1.5 milyon ev ise susuz ve gıdasız kaldı. Deprem sonucu Fukuşima Nükleer Elektrik Santralinde tsunami sonucu kazalar meydana geldi. Santralin 5.7 metrelik bir tsunamiye dayanabilecek ÖNLEM AMAÇLI BİR DUVARI VARDI; fakat depremden 15 dakika sonra santral 14 metrelik bir tsunamiye maruz kaldı ve DUVARIN HERHANGİ BİR KORUYUCU ETKİSİ OLMADI! Tesisin elektrik şebekesiyle olan bağlantısı ciddi hasar aldı. Tüm santral sular altında kaldı. Kısa sürede gerçekleşen hidrojen patlamaları sonucu 1, 3 ve 4 numaralı reaktörleri barındıran binaların tepe kısımları havaya uçtu; 2 numaralı reaktörün içindekiler bir patlama sonucu zarar gördü ve 4 numaralı reaktörde yangınlar meydana geldi. Radyasyon sızıntısı sebebiyle santralin etrafındaki 20 km çapındaki alan (yani yaklaşık 200 bin kişi) tahliye edildi, santraldeki işçiler aşırı radyasyona maruz kaldı…

…ve; “17 Ağustos 1999 depremi”…17 Ağustos 1999’da saat 03:02’de 7,5 büyüklüğünde gerçekleşen, Kocaeli/Gölcük merkezli deprem, büyük çapta can ve mal kaybına neden oldu, tüm Türkiye’yi yasa boğdu. Resmi raporlara göre, 17.480 ölüm, 23.781 yaralının olduğu deprem sonrasında 505 kişi sakat kaldı, 285.211 ev, 42.902 iş yeri hasar gördü. Resmi olmayan bilgilere göre ise depremin bilançosu; “yaklaşık 50.000 ölüm, ağır-hafif 100.000'e yakın yaralı” oldu. Ayrıca 133.683 binanın çökmesi sonucunda yaklaşık 600.000 kişi evsiz kaldı. Yaklaşık 16 milyon insan, depremden değişik düzeylerde etkilendi. Deprem, gerek büyüklük, gerek etkilediği alanın genişliği, gerekse sebep olduğu maddi kayıplar açısından son yüzyılın en büyük depremlerinden biri olarak kayıtlara geçti. Depremin bu kadar çok can kaybı yaratmasının sebebi olarak; kaçak yapılar, standartlara uygun olmayan binalar, gevşek zemindeki yapılaşmalar ve daha ucuza mal etmek için malzemeden çalan müteahhitler gösterildi. Depremden sonra, yapım hatalarından çöken binaların müteahhitlerine yaklaşık 2100 dava açıldı. Bu davalardan 1800'ü hukuki boşluklardan dolayı cezasız sonuçlandı. Geriye kalan 300 davanın 110 kadarında ceza verildi, birçoğu ertelendi. Bunun dışında kalan davalar ise 16 Şubat 2007 tarihinde 7.5 yıllık zaman aşımı süreleri dolduğu için zaman aşımına uğradı ve düşürüldü.

Türkiye, dünyanın önemli deprem kuşaklarından biri olan Alp-Himalaya kuşağı üzerinde yer alıyor. Ülkemiz, özellikle Kuzey Anadolu fayı boyunca 1939 yılından bu yana pek çok yıkıcı deprem yaşamış, depremlere bağlı çok sayıda yangın ve kazalar ile büyük yaralar almıştır. 1999 yılından bu güne alınan tedbirlerin ve yapılan çalışmaların yeterliliğinin tartışıldığı ülkemizde iki de “güzide” (!) nükleer tesisin yapım kararı alınmıştır. Üstelik, gereken tüm tedbirlerin alındığı söylenerek…

Ülkemizin deprem haritası aşağıda yer alıyor. Bu koşullar altında; yeni yatırımların Hayırlı olsun Türkiye’m! 

Gökçen Parlar
[email protected]

 



Slider Altına