Slider Altına

Dünyanın En Akıllı Binası: The Edge

27 Eylül 2019 Dergi: Eylül-2019

Bilindiği gibi, akıllı binalar enerji verimliliğini artırmak üzere, binanın enerji harcamalarının otomatik olarak binanın kendi elemanlarıyla ve ek donatılarla kontrol edildiği sistemlerdir. Dolayısıyla akıllı binanın en önemli görevi, kullanıcı konforundan ödün vermeden binanın enerji harcamalarının en az düzeyde olmasını sağlamaktır. Biz de bu sayımızda dünyanın en yeşil ve en akıllı binası olarak tanımlanan ‘The Edge’yi inceleyeceğiz. 

The Edge, Amsterdam’ın Zuidas finansal bölgesinde yer alan 40.000 m2’lik bir ofis binası. Küresel bir finans firması ve binanın ana kullanıcısı olan Deloitte için tasarlanmış. Proje, Deloitte’in  şehirdeki birkaç binasında yer alan çalışanlarını tek bir ortama toplamak istemesi amacıyla geliştirilmiş ve Deloitte’in dijital zamana geçişinde katalizör görevi görecek bir “akıllı bina” olarak tasarlanmış. The Edge sürdürülebilir teknolojiler ile desteklenen yenilikçi bir çalışma ortamı yaratıyor. Dünyanın en yüksek BREEAM derecesiyle ödüllendirilen ofis binası uyarlanabilir ve akıllı çalışma alanları yaratmak için çok sayıda akıllı teknoloji içeriyor.
The Edge’nin ana konsepti her zaman örnek olmak, gelecek ile uyumlu bir ofis binası olarak Hollanda’da ve uluslararası arenada standartları yükseltmek olmuş. Projenin sosyal başarısı da parmakla gösterilebilecek türden. Çünkü çalışma ortamının sunduğu mutluluk, rahatlık ve sağlıklı koşullar sayesinde firmanın personeli çok daha verimli çalışıyor. The Edge rakiplerine kıyasla %70 oranında daha az elektrik kullanıyor. Çatısı ve güneye bakan cephesi Avrupa’daki ofis binaları arasında en yüksek sayıda fotovoltaik panele sahip ve bir aküfer termal enerji depolama sistemi, ısıtma ve soğutma için gereken tüm enerjiyi sağlıyor. Bu depolama sistemine yerleştirilen bir ısı pompası verimliliği ciddi oranda artırıyor. Kullanım, hareketlilik, ışık seviyeleri, nem ve ısı sürekli olarak ölçülüyor. Akıllı teknolojiler kullanan bina sistemleri maksimum verimlilik sağlıyor. 
Binada çatı üzerinde toplanan yağmur suyu tuvalet sifonlarında ve atrium içindeki yeşil teraslar ile binayı çevreleyen diğer bahçe alanlarında sulama amaçlı kullanılıyor.

Ana Özellikler
Binanın yönelimi güneş yolu temelli tasarlanmış. Her bir cephe, yönelimi ve amacına göre özel olarak tasarlanmış: Güney, doğu ve batıdaki yük taşıyan duvarlar termal kütle ve gölgeleme sağlamak için daha küçük aralıklı, ayrıca havalandırma için açılabilir paneller içeriyor. Güney cephenin hava klapeleri güneş açılarına göre tasarlanmış ve ofis alanları için ek gölgeleme sağlıyor, bu yolla güneş ısısı birikimini azaltıyor. Güney cephenin güneş panelleri bütün akıllı telefonları, dizüstü bilgisayarları ve elektrikli araçları şarj edecek kadar yeterli miktarda sürdürülebilir enerji sağlıyor. Kuzey cepheler otoyoldan gelen gürültüyü azaltmak için kalın cam kullanıyor. Atrium cephe tamamen saydam ve su yolu ötesindeki manzarayı görmeyi mümkün kılıyor, kuzeyden gelen ışığı sürekli olarak içeri çekiyor. 
Binanın Ethernet ile çalışan LED ışıklandırma sistemi 30.000 sensör içeriyor ve insan varlığı, hareketlilik, aydınlatma seviyeleri, nem ve sıcaklığı sürekli olarak ölçülüyor. Bu da enerji kullanımını otomatik olarak ayarlamaya imkân veriyor.
Toplamda 6000 m2’lik solar panel, cephelere, çatıya ve uzaktan beslemesi için Amsterdam Üniversitesi binalarının çatılarına yerleştirilmiş, bu yolla çevre enerji kaynaklarını da besliyor. 
Atrium, çalışma alanı ve dış çevre arasında bir tampon işlevi görüyor. Ofislerden gelen atık hava atrium alanında yeniden kullanılıyor. Atriumdaki hava tepeden dışarı veriliyor ve bu işlem sırasında tepeye yerleştirilmiş ısı değiştirgeci, atık havanın ısısını da değerlendiriyor. 
Çatı üzerinde toplanan yağmur suyu tuvalet sifonlarında ve atrium içindeki yeşil teraslar ile binayı çevreleyen diğer bahçe alanlarında sulama amaçlı kullanılıyor. 129 metre derinliğinde iki kuyu aküfere bağlanarak termal enerji fazlasının yer altında depolanmasına imkân tanıyor.
Binayı yakınındaki otobandan ayıran yeşil alan, ekolojik bir koridor görevi görüyor ve hayvanların ve böceklerin alandan güvenle geçmelerine olanak tanıyor.
The Edge’de Philips ile birlikte yeni bir LED aydınlatma sistemi geliştirildi. Ethernet üzerinden Aydınlatma (LoE) adı verilen LED sistemi Ethernet ile çalışmakta. %100 IP temelli olan bu sistem her bir aydınlatmayı bilgisayarlar ile kontrol etmeyi mümkün kılıyor, değişikliklerin hızla ve asılı tavanlara erişmeden yapılabilmesine imkân tanıyor. Armatürler aynı zamanda Philips’in “kodlu ışık” sistemi ile donatılmış.  The Edge’e bu armatürlerden 6,000 adet kadar yerleştirilmiş ve yarısında hareket, ışık, kızılötesi ve ısı saptayan ek bir çoklu algılayıcı bulunuyor.
Philips LoE LED sistemi tüm ofis alanlarında kullanılarak geleneksel aydınlatma sistemlerine göre %50’ye varan olanlarda enerji verimliliği sağlamış. LoE sistemi yoluyla günlük bina kullanımı denetlenebiliyor. Bu veri kurum idarecilerine BMS yoluyla iletiliyor ve aşağıdaki durumlara imkan tanıyor:
- Bina içindeki insan varlığına yönelik uzaktan (anonim) bilgilendirme. Isınma, soğutma, temiz hava ve aydınlatma tamamen IoT (Nesnelerin İnterneti) entegredir ve kullanıma göre her 20 metrede bir kontrol edilmektedir. Kullanıcısı olmayan alanlarda neredeyse hiç enerji kullanılmıyor.
- Yiyecek ziyanının önüne geçmek için öğle yemeği zamanlarında gerçek zamanlı tarihsel veri, trafik ve hava bilgisine dayalı bina içinde var olan insan sayısı tahminleri.
- Kullanılmayan odaların temizlik sırasında atlanması.
- İdarecilerin değişmesi gereken avizeler için bilgilendirilmesi.
- Kağıt ihtiyacında olan yazıcıların ihbarı.
- Mobil uygulama - kişiselleştirilmiş çalışma alanları
- Her çalışan binaya akıllı telefonlarındaki bir uygulama yoluyla bağlıdır. Çalışanlar bu uygulamayı kullanarak boş park yeri, boş masa ve diğer çalışanları bulabiliyor, tesisler ile ilgilenen takıma sorunlarını bildirebiliyor, hatta bina içinde yönlerini bulabiliyor.
- Çalışanlar, bina içinde çalışmak istedikleri herhangi bir yerdeki ısı ve ışık seviyelerini mobil uygulama yoluyla düzenleyebiliyor. Uygulama, çalışanların kahvelerini nasıl sevdiklerini hatırlıyor ve farkında olmaları için enerji kullanımlarını da takip ediyor.
- The Edge, entegre tesis yönetimi ve enerji çözümleri, bir elektrik dağıtım sistemi, BT altyapısı, kontrol cihazları ve EcoStruxure Power Monitoring Expert yazılımını içeren geniş bir yelpazeye sahip. Tek IP omurgası, kritik bina verilerine gerçek zamanlı erişim imkanı sağlayan SmartStruxure™ çözümü bina yönetim sistemi'dir (BMS). SmartStruxure, The Edge'deki tesis yöneticilerinin hesap verebilirliğin yanı sıra çalışanların konforunu ve memnuniyetini sağlamak için bina ve IT sistemlerinden gelen tüm verileri izlemesine, ölçmesine ve kontrol etmesine olanak tanıyan açık ve birlikte çalışabilir bir çözümdür.
The Edge'de bu parçaların toplamı, olağanüstü bir şekilde operasyonel, çevreye duyarlı, estetik, dünya çapında meşhur bir akıllı binayı ortaya çıkarmıştır.

Kaynaklar: 
1. https://www.mmo.org.tr
2. https://www.ekoyapidergisi.org
3. https://www.se.com



Yaklaşan Etkinlikler
Söyleşi